Kanser Belirtileri
->
Tarama testleri karmaşıklık ve mahiyet açısından değişiklikler gösterir. En yaygın bir şekilde kullanılan testlerin çoğu yüksek risk altındaki kişilerde sık görülen kanser biçimlerini bulacak şekilde tasarlanmıştır. Kanser tarama testleri pratik olmalıdır. Yapılan test, kanseri, tamamen iyileşme şansının hâlâ yüksek olacağı şekilde erken belirlemelidir.
Emniyet de önemli bir konudur. Test başlı başına tehlikeli bir sağlık riskini yaratmamalıdır. Bundan yirmi yıl önce meme kanserini belirlemek için kullanılan mamografı işlemi, gövdeyi oldukça yüksek radyasyona maruz bırakıyordu ve kanserin gelişmesinde başlı başına bir faktör oluyordu. Ancak bugün mamografi ile kadınlar yalnızca küçük miktarlarda radyasyona maruz kalmakta, böylelikle muayene daha emniyetle olmaktadır.
Kanser için periyodik tarama testleri tüm kanser vakalarında ve çeşitlerinde aynı önleyici değere sahip değildir, örneğin akciğer kanserinde, özellikle eğer sigara içiyorsanız, ara sıra göğüs röntgeninin çekilmesi veya balgam tahlili, yaşamınızı sürdürme şansını belirgin bir şekilde artırmayacaktır. Erken dönemde test etme hâlâ önemli olmasına rağmen, akciğer kanserinde yaşama oranı hâlâ yüzde 15 in altındadır. Sonuç olarak, eğer sigara içiyorsanız veya evinizde veya işyerinizde kimyasal maddelere maruz kalıyorsanız, akciğer kanserinin taranması konusunda öğütlerini almak için doktorunuza başvurunuz. Ancak hastalığın belirtilerini gözlemekten daha önemli olan bir şey, potansiyel karsinojenlere (kansere neden olan maddelere) maruz kalmanızı azaltacak her şeyi denemektir. Sigarayı bırakmak böylesi stratejilerden biridir.
Diğer kanserler yaşama oranı belirgin bir şekilde artacak kadar erken teşhis edilebilir. Aşağıda belirtilen kanser tarama testleri, Amerikan Kanser Derneği tarafından önerilen kanser önleme programının bir parçasıdır.
Meme Kanseri
Uyarıcı Belirtiler: Memede herhangi bir sertlik veya kitle, veya meme uçlarından gelen akıntı veya kan.
Kanser Riski Faktörleri: Meme kanseri genellikle elli yaşın üzerinde olan kadınlarda; hiç çocuğu olmamış kadınlarda, ilk çocuklarını otuz yaşından sonra doğuran kadınlarda, hiç emzirmemiş olan kadınlarda, ideal ağırlıklarının yüzde 40 üzerinde olan kadınlar ile cinsel olgunluğa gecikmiş olarak gelen veya gecikmiş menapozu olan kadınlarda ve ailesinde (anne veya kızkardeşlerde) menapoz öncesi meme kanseri olayı olan kadınlarda ortaya çıkar.
Check-up Kuralları: Her kadın ayda bir defa göğüslerini dikkatlice muayene etmelidir.
Buna ek olarak yirmi ile kırk yaş arasında olan kadınların her üç yılda bir göğüslerini bir hekime muayene ettirmesi gerekir. Kırk yaşın üzerinde olan kadınların bu muayeneyi her yıl yaptırması gerekir. Eğer kırk yaşın altındaysa-nız, ailenin geçmişinde göğüs kanseri yoksa yüksek risk gruplarından birine girmiyorsunuz demektir ve mamografinin alınmasına gerek duyulmayabilir. Eğer kırk ile kırkdokuz yaşlan arasında iseniz, herhangi bir belirti veya kitle yoksa ve ailenizde göğüs kanseri geçiren biri yoksa yalnızca basit bir mammogram yaptırın. Elli yaşından sonra mammogramı her yıl yaptırın. Eğer ailenizde göğüs kanseri varsa, yaşınıza aldırmaksızın her yıl bir mammogram yaptırın.
Testis Kanseri
Uyarıcı Belirtilen Teslislerde herhangi bir kitle veya boyutlarında değişiklik.
Kanser Riski Faktörleri: Yaşlı erkeklerden daha çok genç erkeklerde ortaya çıkar (kırk yaşından sonra fazla görülmez); normal yerine inmemiş testisler.
Check-up Kuralları: ilk gençlik yıllarının son dönemlerinden başlayarak tüm yaştaki erkekler her ay teslislerini muayene etmelidirler.
Kolorektal (Kalın Bağırsak ve Rektum) Kanser
Uyarıcı Belirtilen Herhangi bir rektal (makattan gelen) kanama veya dışkılama alışkanlıklarında uzun dönemli değişiklik.
Kanser Riski Faktörleri: Aile üyelerinden birinde geçmişte kolorektal polip (iyi huylu tü-moral oluşum) veya kolorektal kanser veya kronik ülserleşmiş kolit olması.
Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan kadın ve erkeklerin her yıl dijital (parmakla) rektal muayeneden geçmesi gerekir. Bundan öte elli yaşın üzerinde olan erkek ve kadınların en azından iki yılda bir sigmoidoskopik muayeneden geçmesi (sigmoidoskop ile kolon içinin muayenesi) ve her yıl kan bulunup, bulunmadığının kontrolü için feces (dışkı) testini yaptırması gerekir.
Akciğer Kanseri
Uyarıcı işaretlen Rahatsız eden bir öksürük, öksürürken kan gelmesi ve akciğer iltihabı veya bronşit nöbetleri; göğüste ağrı.
Kanser Riski Faktörleri: Çok sigara içmek ve özellikle astbest olmak üzere çevre kirletici maddelere maruz kalmak.
Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan herkesin bir göğüs röntgeni çektirmesi gerekir. Bunu takip eden göğüs röntgenleri doktorunuzun kişisel kararına göre yapılacaktır.
Servikal (Rahim Boynu) Kanser
Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama.
Kanser Riski Faktörleri: Genital (Cinsel) bölgelerde kabarcıklar oluşturan deri iltihaplan veya genital siğil enfeksiyonları-, ergenlik çağına geldikten kısa bir süre sonra cinsel ilişkiye girme veya çok fazla cinsel ilişki partnerinin olması.
Check-up Kuralları: Onsekiz yaşına gelen kadınların veya seksüel olarak aktif olanların her yıl Pap testi yaptırması ve pelvik muayeneden geçmesi gerekir. Birbirini takip eden üç veya daha fazla normal sonuç veren yıllık muayenenin ardından doktorunuz Pap testinin daha az aralıklarla yapılmasına karar verebilir.
Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri
Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama.
Kanser Riski Faktörleri: Geçmişte kısırlık olması veya yumurtlama olmaması; menapozun geç başlaması veya uzun süreli östrojen tedavisi, vücutta aşırı yağlanma; çok fazla sigara içmek.
Check-up Kuralları: Menapoza geldikten sonra geçmişinde kısırlık, aşırı şişmanlık, yfmurtlayamama, anormal rahim kanaması veya östrojen tedavisi olan kadınların endo-metriyal biyopsi yaptırmaları gerekir.
İdrar Yolu ve Mesane Kanseri
Uyarıcı işaretler: idrarda kan; sırt ağrısı; kilo ve iştah kaybı, sürekli ateş; anemi (kansızlık).
Kanser Riski faktörleri: Elli yaşın üzerinde olan erkeklerde-, çok fazla sigara içenlerde, geçmişte kronik idrar yolu enfeksiyonlarından rahatsız olanlarda daha fazla görülür.
Check-up Kuralları: Komple fiziki muayeneniz sırasında yapılan rutin idrar tahlilleri idrarınızda kan olup olmadığını (hemıtüri) gösterecektir. Eğer hematüri bulunursa, doktorunuz anormal bir doku da bulursa, biyopsi de dahil olmak üzere sistoskopik bir muayene yapabilir. Doktorunuz bir böbrek filmi de isteyebilir.
Ağız Kanseri
Uyarıcı işaretler: Ağzınızın renginde herhangi bir değişiklik veya ağzınızda iyileşmeyen herhangi bir yara.
Kanser Riski Faktörleri: Genellikle kırkbeş yaşın üstünde erkeklerde, çok fazla sigara içenlerde ve özellikle çok fazla alkol kullanımı ile birlikte dumansız tütün kullananlarda (tütün çiğneyenlerde) daha fazla görülür.
Check-up Kuralları: Eğer iyileşmeyen bir yara varsa doktorunuza veya diş hekiminize başvurun.
Gırtlak Kanseri
Uyarıcı Belirtiler: Boğuk seslilik.
Kanser Riski Faktörleri: Çok fazla sigara içmek, eğer fazla miktarda alkol kullanımı ile birlikte oluyorsa.
Check-up Kuralları: Konuşma özelliğinizde herhangi bir değişiklik olması durumunda bir boğaz uzmanı tarafından yapılan muayene veya eğer çok fazla sigara içiyorsanız yıllık muayene.
Prostat Kanseri
Uyarıcı Belirtilen idrara çıkmada zorluk; sırtın alt kısmında sürekli bir ağrı, pelvis veya kasıkların üst kısmında sürekli ağri; idrarda kan.
Kanser Riski Faktörleri-. Yetmiş yaşın üzerinde olan erkeklerde daha fazla görülür.
Check-up Kuralları: Eğer kırk yaşın üzerinde iseniz, periyodik tıbbi muayeneniz sırasında bir dijital (parmakla) rektal muayeneden de geçmeniz gerekir.
Cilt Kanseri
Uyarıcı Belirtilen Düzensiz sınırları olan küçük bir lezyon (yara, bere) ve vücutta veya kol ve bacaklarda kırmızı, beyaz, mavi veya mavi-siyah lekeler; cildin herhangi bir yerinde rengi inci beyazından siyaha kadar değişen yumru veya lezyonlar; avuç içi, ayak tabanı, el ve ayak parmaklarının uç kısımlarında koyu renkli lezyonlar; güneşe maruz kalmış cilt üzerinde daha koyu renkli beneklerle birlikte geniş kah-verengimsi lekeler; cildin herhangi bir yerinde kırmızımsı mor lekeler; ayak parmakları veya bacakta mor-kahverengi veya koyu mavi no-düller; yüz, kulak veya boyunda inci gibi veya mumlu gibi yumru veya şişler-, göğüs veya sırtta düz, ten rengi veya kahverengi yara izine benzer lezyonlar; yüz, kulaklar, boyun, eller veya kollarda pullu veya kabukla kaplı yüzeyi olan düz lezyon veya kırmızı nodul; herhangi bir bende görülen değişiklik veya iyileşmeyen bir yara.
Kanser Riski Faktörleri: Kadın ve erkeklerde kızıl saç, açık cilt rengi veya gözlerin mavi olması; çocuklukta ciddi güneş yanığı olması; ailenin geçmişinde doğum lekeleri veya benler (displastik nevüs doğumda mevcut ben oluşumu sendromu.)
Check-up Kuralları: Eğer yukarıda sıralanan uyarıcı belirtilere sahip herhangi bir cilt lezyo-nunuz varsa doktorunuza danışınız.
Bir fincan iç performansın artsın
25 November 2009 Yazan admin
Kategori Sağlık Haberleri
Türk kahvesinin yararalarını inceleyen beslenme uzmanları kafein maddesinin sinir sistemini uyarıp zihinsel aktiviteyi güçlendirdiğini saptadı. Yapılan araştırmalar günde 6 fincan kahve içen 55 yaşındaki bir kişinin düşünme potansiyelinin içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Kahve içtikten sonra organizmada ani değişiklikler olduğunu ifade eden uzmanlar tüm vücudun birdenbire enerji akımı ile dolduğunu söylüyorlar. Bu enerji çocuklarda 3, yetişkinlerde ise 5-7 saat sonra azalmaya başladığını belirten uzmanlar bir de uyarıda bulunuyor: Siz yine de kahveyi çok fazla tüketmemeye dikkat edin!
Sifali Bitkiler ve Faydalari
25 November 2009 Yazan admin
Kategori Alternatif Sağlık
ÇOCUKLAR İÇİN
Havuç, çocuklarda bağırsak kurtlarına etkisi olur.
Ispanak çocuklara ve hastalara bol miktarda yedirilmelidir.
Kivi A, C, P vitamini açısından son derece zengin bir meyvedir ve çocuk gelişiminde son derece sağlıklı bir besindir.
Marul öz suyunda bulunan maddeler küçük çocukların göğsünü yumuşatıcı etki yapar. Öksürüklerine iyi gelir. Büyüme çağındaki çocuklara çok yararlı bir besindir.
Menekşe dövülerek vücuda sarıldığında çocuklarda görülen kızamık, kızıl ve küçük çocukların başlarında oluşan deri kabarmasına iyi gelir.
Mısır çocukların gelişiminde çok yararlı bir besindir.
Domatesi özellikle çocuklar çiğ olarak yemelidir. Bebeklere sıkılarak içirilen suyu çok yararlıdır; çünkü domates çocuklar için gerekli kalsiyum, fosfor, potasyum ve organik tuz içermektedir.
Yulaf Vücuda ısı verdiği için yazdan çok kışın tüketilir. Tiroid bezinin çalışmasını sağlar ve hızlandırır.
Toksin atıcıdır. İçerdiği vitamin ve mineraller özellikle çocuklara iyi gelir.
İŞTAH AÇICILAR
Adaçayı yapraklarından elde edilen toz iştahsızlığı önler.
Anason tohumlarının yenmesi iştahı arttırır.
Ananas tohumlarından elde edilen anason yağı iştah açıcıdır, harareti söndürür.
Andız otu iştah açar. Ardıç meyveleri iştahı arttırır, hazımı kolaylaştırır.
Biber ve enginar, iştahsızlığa karşı etkilidir.
Ceviz yapraklarından yapılan çay iştahı açar, mideyi kuvvetlendirir.
Güvercin kökü iştah açıcıdır.
Kantaron iştahı çar, hazımsızlıkları giderir.
Karabiber iştahsızlığa karşı son derece etkilidir. Ayrıca hazmı kolaylaştırır.
Kavun, kereviz, kimyon, maydanoz ve melisa otu iştah açar.
Kırmızı yaban mersini meyvelerinden yapılan komposto iştahı açar, vücut kırgınlığını giderir.
Kişniş iştah açar. Taze kişniş meyvesinin ve otunun tahtakurusunu andıran çok kötü bir kokusu vardır. Kurutulduktan sonra bu koku kaybolur. 3 gram kurutulmuş kişniş ve kişniş çekirdeği 1/4 litre kaynar suya bırakılır. 10 dakika bekletilerek içilirse iştah açar.
Lavanta çiçeği iştah açar. Bir kesme şekerinin üzerine beş damla lavanta yağı damlatılarak yenildiğinde iştahı açar.
Hazmı kolaylaştırır.
Nohut kilo aldırır.
Soğan iştahsızlığa iyi gelir.
KABIZLIK
Pırasa, erik, kiraz, üzüm, zeytinyağı ve şalgam kabızlığa iyi gelir.
Elma yemeklerden önce yenilince kabızlığı giderir.
Erik’in kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üzerine de suyunu içmek yararlı olur.
Fesleğen tohumları kaynatılarak içilirse kabızlığa iyi gelir. Frenk üzümü yapraklarından yapılan çay kabızlığa iyi gelir.
Gül yapraklarının dip kısmı kesilmeden reçel yapılırsa kabızlığa iyi gelir.
Ispanak hazmı kolaylaştırır, kabızlığı önler.
Keten, bağırsak cidarına etki ederek sindirimi hızlandırır. Bu nedenle son derece etkili ve sağlıklı bir müshil ilacıdır. Vücutta herhangi bir tahribat yapmadan kabızlığı önler.
Taze incir kabızlığı giderir. Kuru incirler akşamdan suya konup yumuşatılarak sabahleyin aç karnına yenirse bağırsakların faaliyetini arttırır.
KABIZLIK İÇİN ŞİFALI BİTKİLER
bamya
Meyvesi beş bölmeli,tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte bir sebze. Faydalı bir sebzedir. Yaş veya kuru olarak sarf edilir. Konserveleri de yapılır. Meyveleri müsilajlıdır. kabızlık tedavisi ve barsakların düzenli çalışması için faydalıdır.
mersin
Meyveleri yemiş olarak, kabızlık giderici ve antiseptik olarak kullanılır.
sinameki
Memleketimizde çok kullanılan müshil ilâcıdır. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.
İSHAL
Havuç, limon, nar ise ishale iyi gelir. Bir miktar kurutulmuş adaçayı 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde ishale iyi gelir.
Ahududu yaprakları ishal kesicidir.
Arpa’nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı ishali önler. Böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına, bronşit ve nezleye, cilt hastalıklarına, kansızlığa, raşitizm hastalığına iyi gelir. Kemik kireçlenmesini önlemesi en önemli özelliğidir.
Böğürtlen ishale iyi gelir.
Bademyağı başlı başına bir ilaçtır. Yumuşatıcı etkisi olduğundan küçük çocukların kabızlığını gidermek için bir kahve kaşığı kullanılırsa iyi sonuç alınır. Hem iç organlar için hem de cilt için çok yararlıdır. Yaralara sürüldüğünde acıyı dindirir.
Gül yaprakları çay gibi kaynatılıp içilirse rahatlık verici ve ishal gidericidir.
Kestane ağacının yaprakları kaynatılıp, içilirse ishali önler.
Koyu çay, şeftali ishali önler.
Kızılcık’ın en etkin olduğu rahatsızlık ishaldir. Kabızlık yapar.
Labada ishal kesicidir. Bağırsaklara dolgunluk hissi veren iyi bir besindir.
Misk otu kötü kaynatılarak içildiğinde ishali önler.
Muz kabızlığa çok iyi gelir.
Mürver ağacı çiçeklerinden yapılan çay içilince, zatürree başlangıcı, nefes yolu hastalıkları, nezle, grip, öksürüğe iyi gelir.
Pirinin tutucu etkisinden ötürü ishal kesici özelliği fazladır.
Yabani armut (ahlat) pişirilerek yendiğinde ishali önler.
ÖKSÜRÜK
Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse öksürüğü dindirir, balgamı söker.
Ardıç taze meyvelerinin ezilmesi ile elde edilen şurup öksürüğe çok iyi gelir.
Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler, öksürüğe, iyi gelir.
Ebegümeci göğsü yumuşatır. Öksürük kesici olduğundan bronşite ve nezleye iyi gelir. Bulantı ve kusmalara karşı da yararlıdır.
Gelincik çiçeklerinden yapılan şurup, ağrıları dindirici ilaç olarak kullanıldığı gibi öksürüğe ve öksürük gıcığına etkilidir.
Ihlamur çayı kronik öksürüğü keser. Ter ve balgam söktürücüdür.
Kenevir çayı balla tadlandırılıp içilirse, öksürük boğmaca ve ses kısılmasına iyi gelir.
Kırmızı yaban mersini yapraklarından yapılan şurup öksürüğe etkili olur.
Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay kanlı öksürük ve kan kusmaya çok iyi gelir.
Meyan kökü şurubu öksürüğe iyi gelir.
Yaban eriği ezilerek şekerle pişirilirse öksürüğü yok eder
İDRAR YOLLARI RAHATSIZLIKLARI
Andız otu kökünden elde edilen yağ idrar söktürücü ve safra ifrazatını arttırıcıdır.
Ardıç meyveleri idrarı söktürür, idrar organlarını dezenfekte eder.
Ayrık otu (50 gr) kökünün bir litre suda kaynatılması sonucu elde edilen ilaç ter ve idrar söktürür, Böğürtlenin, idrar söktürücü özelliği vardır.
Çilek, salatalık, idrar söktürür.
Erkeç otu idrar yolları iltihabı ve soğuk algınlığına iyi gelir.
Frenk üzümü yapraklarından yapılan çay idrar ve ter söktürür.
Hercai menekşe ¼ litre kaynar suda iki tatlı kaşığı menekşe on dakika bırakılıp oluşturulan çay içilirse; idrar söktürür, idrar yolları hastalıklarına, iyi gelir.
Hint safranı, maydanoz idrar söktürür.
Kabak idrar sökücü etki yapar.
Kahve idrarı söktürür, terlemeyi azaltır.
Kırmızı ayrıkotu kökünden yapılan ilaçlar ter ve idrar söktürücüdür.
Kimyon çayı idrar söktürür, vücudu ısıtır.
Menekşe çiçeklerinden yapılan çay idrar söktürücüdür.
Mısır koçanı idrar söktürür. Ayrıca idrar yollarını taş ve kumlardan temizler.
Mürver ağacı çiçeklerinden yapılan çay içilince idrar söktürür.
Pırasa idrar söktürür, hazmı kolaylaştırır.
Semizotu kanlı idrara karşı etkilidir.
Yabaneriği çiçeklerinden yapılan çay, idrar söktürür.
Yabani armut (ahlat) ağacının taze ve genç yaprakları kaynatılarak suyu içildiğinde idrarı dezenfekte eder ve söktürür.
MİDE RAHATSIZLIKLARI
Acı marulun kökünde ve gövdesinde bulunan süt, mide rahatsızlıklarına ve hazımsızlığı iyi gelir. Kurutulmuş acı marul yaprakları ve kökü safra kesesinin faaliyetini hızlandırır, hazmı kolaylaştırılır. Acı marulda idrar söktürme özelliği olduğu gibi, mide nezlesine de iyi gelir. Ayrıca kanamalarda da iyi bir dindiricidir.
Adaçayı yapraklarından elde edilen toz mide suyunu tanzim eder, iştahsızlığı önler.
Anason tohumlarının yenmesi mide ekşimesini önler. Anason tohumlarından elde edilen anason yağı mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
Andız otu kökünden yapılan çay, mide rahatsızlıklarına çok iyi gelir, mideyi kuvvetlendirir, balgam söktürür. Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu, mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
Armut hazmı kolaylaştırır ama kendisinin hazmı kolay değildir. Midesi sorunlu olanlar elma gibi ısırarak yemek yerine suyunu tercih etmelidir. Armuttan en iyi şekilde yararlanmak isteyenler, yemeklerden önce yemelidir.
Aşk otu (kurutulmuş) otu toz haline getirilir. 1 çay kaşığı 1 bardak sirkeye konularak içilir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Biber, mide salgısını çoğaltır.
Ayvada, mideyi kuvvetlendirir.
Cevizin taze dallarının kabukları, meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılırsa mideyi kuvvetlendirir. Domates mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
Ebegümeci mide şikayetlerini düzeltir.
Havuç, lahana, limon, üzüm, elma, ananas mide asitlenmesi ve ülsere iyi gelir.
Hurmadan (taze) yapılan şurup, karın ağrılarına ve mide kramplarına iyi gelir.
Ihlamur çayı balla karıştırılıp içildiğinde mide ülserine karşı etkili olur.
Isırgan otu özü metobolizma rahatsızlıklarının yanı sıra mide hastalıklarına iyi gelir. Yaprakları ile gövdesinden hazırlanan salatayla kür yapılırsa vücuda son derece yararlı olur.
Karanfil ağacından elde edilen yağ mideyi kuvvetlendirir.
Kiraz kanı temizler, mideyi kuvvetlendirir. Sindirim sisteminde meydana gelen ağrıları dindirir. Kanamaları giderir.
Kimyon ve kişniş mide ve bağırsak gazlarını yok eder.
Lahana çiğ olarak mide ülserine iyi gelir.
Mandalina, spazma iyi gelir.
Melek otu mideye canlılık kazandırır. Melek otu mide zayıflığına iyi gelir. Mide ifrazatını arttırır.
Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay, mide ve bağırsak kanamalarını iyileştirir.
Meyan kökü şurubu mide ve bağırsak gazlarına çok iyi gelir. Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserlerine karşı etkilidir.
Nane çayı içildiğinde mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Mide ve bağırsak gazlarını yok eder.
Soğan ve üzüm üril asiti yok eder.
Tarhunotu, limon, elma, domates mide ekşimelerine iyi gelir.
Yaban mersini meyveleri mide nezlesine çok iyidir. Mide gazını yok eder.
KOLESTEROLÜ ÖNLEMEK İÇİN
Enginar ve karahindiba kolestrolü önler.
Fasulye, kalp damar tıkanıklığı ve kolesterol düşürmek için birebirdir. Özellikle soya fasulyesinde bu etki çok fazladır.
Fındığın içinde yüksek düzeyde oleik asit bulunduğundan kolesterol yükselmesini önleyerek kalp ve damar hastalıklarından korunmayı sağlar.
Siyah üzüm içindeki maddeler kolesterol düşürücü etki yapar.
Greyfurt, enginar kolesterol düşürücüdür.
KARACİĞER RAHATSIZLIKLARI
Acı marul yapraklarından ve kökünden yapılan çay, karaciğer, dalak ve böbreklerin faaliyetlerini düzenler.
Adaçayı (bir miktar kurutulmuş) 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.
Aşk otu tohumları bir bardak su içinde 6 saat bekletilerek içilir. Karaciğer, dalak, mesane ve böbreklerin çalışmasını düzenler.
Ayvada, şeker, tanen ve bol miktarda vitamin vardır. Karaciğer tembelliğine iyi gelir.
Civan perçemi, domates karaciğer hastalıklarına iyi gelir.
Enginar, CYNARIN içeridiği için karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın vücuttan atılımını sağlar.
Hint safranı kökü ve çalısı kaynatılarak içildiğinde karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıklarını giderir.
Karahindiba, kuşkonmaz, havuç, enginar, zeytin, kereviz, turp, zeytinyağı ve greyfurt karaciğer yetersizliği ve büyümesine iyi gelir.
Maydanoz karaciğer şişkinliğinde etkili olur.
Marul karaciğer ve dalak şişmesine iyi gelir.
Melek otu karaciğeri kuvvetlendirir.
Turp karaciğer şişliğini yok eder.
KAN HASTALIKLARI
Adaçayı yapraklarından elde edilen toz kanı düzeltir. Ahlat (yaban armudu), kan deveranını düzenler. Armut, kansızlığı giderir.
Arpa’nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı kansızlığa iyi gelir.
Biberiye çiçekleri ekmek ve tereyağı ile birlikte yenirse kanı temizler.
Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler.
Çentiyane çiçeği, sonbaharda toplanır, kansızlığa iyi gelir.
Çilek, vücudu serinletir, zehirlerden arındırır ve kanı temizler.
Fındık, içerdiği B grubu vitaminler nedeniyle kan yapısını kuvvetlendirip, ruhsal gerginliği ortadan kaldırır.
Isırgan otu kökü ve yaprakları kaynatılıp içilirse kanı temizler ve kan yapar.
Ispanak, pancar, lahana, dere otu, havuç, elma, erik, üzüm, domates ve kayısı kansızlığa iyi gelir. Taze yaprakları salata yapılarak yenirse kanı temizler. Kökü kurutularak kavrulur, kahve gibi içilir veya kahveye ilave edilir.
Kantaron kansızlığa iyi gelir.
Karalahana kan dolaşımını düzenler,****bolizma rahatsızlıklarını iyileştirir. Lahana kanı temizler.
Kavun’un en önemli özelliği, kanı temizlemesidir.
Kereviz, semizotu kanı temizler.
Kırmızı ayrıkotu kökünden yapılan ilaçlar ağrıları dindirir, kanı temizler.
Melek otu kanı çoğaltır.
Mürver ağacı meyveleri ile vitamin kürü yapmak ve kanı temizlemek için bol miktarda mürver meyvesi yenir.
Pırasada bol miktarda vitamin vardır. Çiğ yenildiğinde kan yapıcı etki gösterir.
Sarımsak kanı temizler.
ÖDEM
Arpa’nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı susuzluğu giderir.
Aşk otu kökünden elde edilen yağ, vücudun çeşitli yerlerinin su toplamasıyla oluşan hastalıkların tedavisinde de kullanılır.
Havuç tohumlarından yapılan şurup, vücudun su tutmasına ve hazım rahatsızlıklarına iyi gelir.
Kenevirle (bir miktar) kaynatılan sütten gün boyu birkaç defa birer yudum içilirse ödem hastalığına son derece olumlu etki yapar.
Soğan, armut, kavun, elma, kiraz, şeftali, dereotu, patlıcan vücuttaki ödem ve su tutulmasını önleyicidir.
Turp ödeme iyi gelir.
GÖZ RAHATSIZLIKLARI
Ceviz yapraklarının kaynatılması ile elde edilen sıvının içine batırılan temiz bir bez parçası göz üzerine konursa, göz iltihaplanmalarını önler.
Deve tabanı suda kaynatılarak pansuman yapılırsa deri ve göz kapağı iltihaplarını önler.
Frenk maydonuzu göz hastalıklarına etkilidir.
Gül yapraklarından yapılan çayla göz nezlesi ve kanlanmasında bu çayla göz banyosu yapmak çok etkili olur.
Havuç gözleri kuvvetlendirir.
Kavun göz nezlesine iyi gelir.
Kaya koruğunun (taze) yapraklarının ezilmesi ile elde edilen sıvı göz ağrılarını dindirir.
Maydanoz suyu ile göz banyosu yapıldığında gözkapağı iltihaplarını iyileştirici özelliği vardır.
Mine çiçeği suyu ile yıkanan gözlerde iltihap yok olur.
Mürver ağacı kabuklarından yapılan çay, böbrek göz iltihaplarına iyi gelir.
Peygamber çiçeği göz hastalıklarına iyi gelir.
Rezene (raziyane) tozu karıştırılan suyla gözler yıkandığında kuvvetlendirir.
Üzerlik otu gözleri kuvvetlendirir.
DİŞ BAKIMI
Adaçayı toz haline getirilerek diş temizliğinde kullanılır. Dişleri sağlamlaştırır, bembeyaz yapar.
Ahududu çiçeğini kaynatarak yapılan ılık su banyosu, diş eti iltihaplarına iyi gelir.
Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında ağızdaki zararlı bakteri ve molekülleri yok eder. Vücudun zehirlerden temizlenmesine yardımcı olur.
Böğürtlen suda kaynatılıp bu su ile ağız çalkalanırsa ağız yaraları ve diş etleri iltihaplanmasına iyi gelir. Böğürtlen yaprakları çiğnenirse dişeti kanamaları durur.
Ceviz kökünden diş ağrısını önleyici bir sıvı elde edilir. Çayın içinde bulunan fluorür maddesi diş çürümelerini önler.
Frenk üzümü (kaynatılmış) kaynar suya bırakılarak elde edilen sıvı iel gargara yapılırsa ağız yaraları, diş etleri kanamaları yok olur.
Kara buğday son derece zengin besin değeri ile yüksek kalori sağlayıcı bir bitkisel üründür. İçinde dişlerin çürümesini önleyen florür vardır.
Kimyon tohumları ağızda çiğnendiğinde diş etlerini kuvvetlendirir.
Havuç dişetlerini kuvvetlendirir.
Karadut şurubunun lokal olarak uygulanması halinde düş ağrısına iyi gelmesidir.
Karanfil ağacından elde edilen yağın diş çürümelerini önleyici etkisi vardır.
Limon çiğnendiğinde diş etleri kanamasını önler.
Maydanoz diş ağrılarında etkili olur.
Mine çiçeği suyu ile gargara yapıldığında diş çürümelerini önler.
Turp dişetlerini kuvvetlendirir.
Yaban mersini diş iltihaplarına iyi gelir.
HAMİLELİK
Adaçayı, bazı annelerde bebeği emzirdikten sonra sütün akmaya devam ettiği hallerde göğüs ucuna aynı merhemden bir miktar sürülerek sütün kesilmesi sağlanır.
Anasondan elde edilen yağ hormonları düzenler, anne sütünü çoğaltır.
Frenk maydonozunun ezilerek yapılan merhem loğosa kadınların göğüslerindeki durmayan süt akıntısını ve iltihapları tedavi eder.
Kimyon anne sütünü çoğaltır, balgam ve ter söktürür.
Nohut emzikli kadınların sütünü arttırır.
GUT (EKLEM) HASTALIĞI
Ahududu yapraklarından yapılan çay gut hastalığına iyi gelir.
Aşk otu, gut hastalığına karşı etkilidir.
Ayrık otu (50 gr) kökünün bir litre suda kaynatılması sonucu elde edilen ilaç gut hastalığına karşı kullanılır.
Huş ağacı yapraklarından yapılan çay, gut hastalığına iyi gelir.
Kereviz gut hastalığının tedavisinde kullanışır.
Peygamber çiçeği gut hastalığından oluşan ağrılı nöbetlere de etkili olur.
DERİ HASTALIKLARI
Adaçayı iltihaplı yaraları ve çıbanları tedavi eder.
Andız otu (taze) kökü ezmesi çıbanların üzerine sarılırsa çabuk iyileşmesini sağlar. Andız otundan yapılan merhemler, egzamaya, kaşıntıya iyi gelir.
Ardıç dallarının ezilmesi yolu ile elde edilen suyu çıbanları ve şişlikleri tedavi eder.
Arpa unu hamur haline getirilir. Bir miktar keten tohumu ve üzerlik otu ilave edilerek karna sarılır. Çıban ve yaraları tedavi eder.
Asma çubuklarından çıkan sıvı egzamaya karşı kullanılır.
Ayçiçeği tohumlarından elde edilen merhem kurdeşen hastalığının tedavisinde kullanılır, yaraları tedavi eder.
Ayrıkotu 2 yemek kaşığı ince ve muntazam kıyılarak ¼ litre suda kaynatılıp çay gibi içilirse deri hastalıklarına iyi gelir.
Ceviz yaprak ve kabukları Kronik egzamayı tamamen yok edicidir.1/2 kg kuru ceviz yaprağı 1.5 litre suda 1 saat kaynatılır. Banyo suyuna ilave edilir. Nasırlar üzerine sürülen ceviz yağı bunların zamanla yok olmasını sağlar.
Çilek yapraklarından yapılan çay sağlık kaynağıdır. Çilek yaprağı çayı, ergenlik sivilce ve çıbanlarını da yok eder.
Ebegümeci yapraklarından çıbanlar için merhem yapılır.
Elma, uçuk (Herpes) mikrobuna karşı çok etkilidir.
Erkeç sakalından yapılan merhem deri hastalıklarına karşı kullanılır. Kaşıntıyı önler.
Frenk maydonozunu ezilerek yapılan merhem egzamayı tedavi eder.
Enginar, limon, salatalık, kereviz, kuşkonmaz ve turp deri hastalıklarına iyi gelir.
Kanarya otu ezilerek merhem haline getirilip yaraların üzerine sürülürse, yaraların çabuk kapnamasını sağlar.
Melek otunun sıkılması ile elde edilen sıvı veya kurutulup dövülerek elde edilen toz, yaraların tedavisinde kullanılır.
Havuçtan yapılan merhem uyuz hastalığına ve kaşıntılara iyi gelir. Yaraların, yanıkların ve çıbanların çabuk kapanmasını sağlar.
Kaya koruğu (taze) özsuyunda büzüştürücü etkisi olan bir madde vardır, bu nedenle yapraklarından yapılan merhem yara, yanık ve nasırların tedavisinde kullanılır.
Marul lapası kan çıbanı ve yanıkların üzerine sürülür.
Mine çiçeği suyu yara ve çıbanların üzerine sarıldığında iyileşmelerini sağlar.
DAMAR HASTALIKLARI
Armut, damarların içinde biriken tortuları eritip, idrarla dışarı atar.
Ayçiçek yağı (soğuk preslenmiş) damar kireçlenmesine çok iyi gelir. Damar sertliği, kolestrol ve tansiyona içerdiği pektin maddesi nedeniyle iyi gelir.
Çavdar lezzetli bir ürün olup vücuda enerji verir. Damar sertliği ve dolaşım bozukluğu sorunu yaşayanlar için yararlı bir üründür.
Domates, sarımsak, limon, maydanoz, armut damar sertliği ve dolaşım bozukluklarına iyi gelir.
Greyfurt’un C vitamini yönünden zengin olmakla beraber tadı acıdır. Günde 1 tane yendiğinde atardamar tıkanmasını önleyici, tıkalı damarları açıcıdır.
Ihlamur, damar kireçlenmesi, kansızlık ve dolaşım bozukluklarına iyi gelir.
Karaturp damar sertliğine iyi gelir.
Limon damar sertliğine karşı etkilidir.
Portakal ve yeşil biber damar zayıflığına iyi gelir.
Sarımsak, soğan damar sertliğini önler.
Üzerlik otu çayı damar tıkanması gibi hallerde çok etkili olur.
CİNSEL GÜÇSÜZLÜK
Badem, ilaç olarak cinsel güçsüzlüğe karşı kullanılır. Böyle durumlarda bir ay süreyle yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yemek gerekir.
Enginar cinsel gücü arttırır, vücudu kuvvetlendirir.
Fındık, iktidarsızlığa iyi gelir.
Havuç, cinsel güçsüzlükten şikayet edenlere sıkça önerilen bir bitkidir.
İncir cinsel isteği arttırır. Bol miktarda yenilen incir iktidarsızlığa iyi gelir.
Karabiber iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Kereviz iktidarsızlığa iyi gelir.
Maydanoz erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteği arttırır.
Salep kolay sindirilen ve cinsel gücü arttırıcı etkisi olan bir besindir.
Tere’nin cinsel istek arttırıcı etkisi vardır.
Vanilya erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteksizliği yok eder.
Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü arttırır.
Yulaf cinsel iktidarsızlık şikayetlerine etkilidir. Kış sabahları kaynatılıp lapa şeklinde yenebilir. İçine kuru yemiş ve bal katılarak besin değeri artırılır.
KANSER
Domates kanser hastalarına önerilir.
Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir.
Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.
Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.
Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır.
Maydanoz kansere iyi gelir.
Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.
Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur
Türkiye, ölümlerde Avrupa üçüncüsü
25 November 2009 Yazan admin
Kategori Aile Sağlığı
Domuz gribi soğukla birlikte yayılma hızını artırdı
Avrupa’da gripten ölenlerin sayısı 670’e çıktı. Yalnızca geçen hafta 169 kişi hayatını kaybetti. Dünyada ise 1368 ölümle Brezilya ilk sırada, ABD ikinci. Avrupa’da ise İngiltere birinci
HAVALARIN soğumasıyla birlikte domuz gribi salgını da tüm dünyada hızını artırıyor. İsveç merkezli Avrupa Salgınları Önleme ve Kontrol Merkezi tarafından açıklanan rapora göre, domuz gribinden kaynaklanan ölümler ekim ortasından beri iki haftada bir ikiye katlandı.
Sadece Avrupa’da geçen hafta 169 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümlerle Avrupa kıtasında domuz gribinden ölenlerin sayısı 670’e yükseldi. Rapora göre, Avrupa’da 4 bin 400 kişi domuz gribi şüphesiyle hastaneye yattı. Test yapılan grip vakalarının yüzde 99’u ise domuz gribi çıktı. Avrupa’da 9-15 Kasım haftasında yapılan testlerde 19 binden fazla domuz gribi vakası tespit edildi.
Pozitif numune rekoru
Avrupa çapındaki test sonuçlarını inceleyen Hollanda Sağlık Araştırmaları Enstitüsü uzmanı John Paget, “Normalde grip sezonunda en fazla 3 bin vakayı incelerdik. Kayıtları tutmaya başladığımız 1996 yılından beri bu kadar pozitif numune almamıştık” dedi.
İngiltere lider
Şu anda İngiltere’de 180 hasta domuz gribi nedeniyle yoğun bakım altında. Bu sayı Fransa’da 81, Hollanda’da 38, Norveç’te ise 24… Salgının İtalya, Norveç ve İsveç’te “çok yüksek şiddet”te, Bulgaristan, Danimarka, Almanya, İzlanda, İrlanda, Polonya ve Portekiz’de “yüksek şiddet”te.
Dünyada 14’üncü sıradayız
1 – Brezilya 1368
2 – ABD 1265
3 – Arjantin 600
4 – Meksika 573
5 – Hindistan 553
6 – Kanada 250
7 – İngiltere 216
8 – Peru 190
9 – Avustralya 189
10 – Tayland 185
11 – Kolombiya 151
12 – Şili 140
13 – İspanya 115
14 – Türkİye 112
15 – Venezuela 107
16 – İran 100
17 – G. Afrika 91
18 – Fransa 84
19 – S. Arabistan 81
20 – İtalya 76
İmplantta Lazer Teknolojisi
25 November 2009 Yazan admin
Kategori Ağız Sağlığı
Son zamanlarda lazer tekniği kullanılarak üretilen ve ağızda kemik kaybını en aza indiren implantların daha uzun ömürlü olduğu bildirildi.
Meffert İmplant Enstitüsü Başkanı Ali Arif Özzeybek, yaptığı açıklamada, son bir yıldır dünyada daha yaygın hale gelen, lazer teknolojisiyle üretilen implantlarla çok iyi sonuçlar alındığını kaydetti.
Lazer-lock teknolojisiyle üretilen bu implantların en üst kısmındaki 0.3 milimetrelik bölümde nano ve mikro düzeltmeler yapılarak epitel hücrenin kontrol altına alındığını anlatan Özzeybek, bu teknolojinin ilk olarak ABD’de uygulanmaya başlandığını, son bir yıldır başka ülkelerde de yaygınlaştığını belirtti.
Özzeybek, şunları kaydetti: “Eski teknolojiyle üretilen implantların uygulandığı tedavide birinci yılın sonunda çenedeki kemik kaybı bir milimetreyken lazerle üretilenlerde sadece 0.20 milimetre oluyor. Eski yöntemle üretilen implantların kemiğe kaynadığı yerde oluşan oyuğa zamanla bakterilerin yerleşmesi sonucu oluşan kemik kaybı, implantın ömrünü kısaltıyor. Oysa lazerle üretilen implantta epitel hücre kontrol altına alındığı için yok denecek kadar az bir oyuk oluşması sebebiyle bakteri oluşumu engelleniyor. Bu da implantın ömrünü uzatıyor.”
Lazerle üretilen implanttaki kemik kaybının, bugüne kadar bu tedavide ortaya çıkan en düşük oran olduğunu bildiren Özzeybek, yeni geliştirilen bu teknolojinin Lazer Lock Amerikan Osseointegrasyon Derneği’nin ‘en iyi buluş’ ödülünü aldığını söyledi.
Diş Tedavisi Acısız Olabilir mi?
24 November 2009 Yazan admin
Kategori Ağız Sağlığı
Diş hekimine gitme konusunda gergin misiniz? İşte size iyi haber: Modern diş hekimliği acısız olabilir! Ancak sizin ve diş hekiminizin acı kontrolü konusunda aynı anlayışta olduğunuzdan emin olmanız için atılması gereken bazı adımlar var. Diş hekiminizle bu konuyu tartışarak, huzursuzluğunuzu ortadan kaldıracak pek çok değişik acı giderici metot ve ilaçlardan birini seçebilirsiniz.
Öncelikle diş hekiminizden, onun acı kontrolü konusundaki görüşlerini öğrenmeniz çok önemlidir. Muayenehanedeyken her ne sebeple olursa olsun acıya dayanmanız beklenemez. Eğer diş hekiminiz bunun aksini söylüyorsa, başka bir diş hekimine gitmeyi düşünmelisiniz.
Bu ilk randevuda sürecin detaylı bir tanımını isteyin ki neler yapılacağını anlayabilesiniz. Endişeniz ve acı kontrolü ile ilgili seçeneklerinizi bilmelisiniz; aklınıza gelen soruları sormaktan çekinmeyin. Örneğin, diş hekiminiz lokal anestezi yapmak için en küçük iğneyi mi kullanacak? İşlemler sırasında bir rahatsızlık duyarsanız diş hekiminiz ne yapacak? İşlemler sırasında sizi rahat ettirmek için ne tür metodlar, araçlar ve ilaçlar öneriyor? Ayrıca algılarınıza güvenin. Bir an evvel işlemlere başlamak için acele mi ediyor? Sizin acısız bir deneyim yaşamanız için yeterince gayret göstereceği hissine sahip misiniz? Yoksa “Doktor olan benim ve senin için neyin iyi olduğunu bilirim” türü bir yaklaşım içinde mi?
Koltuğa bir kez oturduğunuzda, nelerle karşılaşabilirsiniz
İşleme başlamadan önce diş hekiminiz, lokal anestezinin yapılacağı bölgeyi kurutmalı ve hazırlanan bu alana hissizleştirici ya da anestetik jel uygulamalıdır. Ağız dokusunun yüzeyde hissizleşmesi için birkaç dakika beklemelidir. Daha sonra, öncelikle az bir miktar anesteziyi enjekte edip uyuşturmayı beklemeli ve sonra çok yavaş olarak geri kalan anesteziyi tamamlamalıdır. BU metodu kullanmak zaman alır ancak anestezi yapma işlemini konforlu kılar.
Bugün bazı diş hekimi Wand adı verilen ve anestezi işlemi için gerekli en iyi basınç ve akış hızını hisseden bilgisayar kontrollü bir alet kullanmaktadır. Yapılan bir araştırmada, hastaların yüzde 82’sinin Wand enjeksiyonunda bir acı hissetmediklerini göstermiştir.
Anestezi tamamlandığında lokal anestezi acının sinirlere gitmesini engelleyecektir. Ağzın bu alanı hissiz olacaktır ve dudağınız şişkin hissedilecektir.
Diş hekiminiz ağız dokunuzun tamamen hissizleştiğinden emin olmak için bu alanı uygun bir şekilde test etmelidir. Eğer her ne sebeple olursa olsun bir rahatsızlık hissederseniz bunu diş hekiminize söyleyin. Bu durumda size daha fazla anestezi uygulamalıdır.
Biraz vücut dili
Diş hekimleri sıkça sizden acı hissettiğinizde, örneğin parmağınızı kaldırmak gibi, bir işaret vermenizi isterler. Diş hekiminiz böyle bir işareti aldığında yaptığı şeyi derhal durduracağını ve gerekiyorsa biraz daha anestezi vereceğini size söylemelidir.
Daha karmaşık işlemlerde genel yada kısmi anestezi uygulanabilir. Bi metot çeşitli ilaçların kullanımı ile bilinci azaltıp ve uygulama eğitilmiş bir anestezi uzmanı tarafından gözlenir.
Çok nadir de olsa bazı durumlar genel anestezi tavsiye edilir. Bu işlem geçici ama tam bir bilinç kaybını getirir ve çok ciddi endişesi olan ya da hareketlerini kontrol edemeyen hastalarda kullanılır. Eğer işlem genel anestezi gerektiriyorsa bu, muayenehanede değil hastanede yapılacaktır.
Sakinleşmek
Sizi sakinleştirmek için, lokal anestezi ile birlikte azot oksit (“gülme gazı”) da kullanılabilir. Bir maske aracılığı ile bu gazı içinize çektiğinizde birkaç dakika içinde çok gevşeyeceksiniz ancak çevrenizdekiler sizinle konuştuğunda onları yanıtlayabileceksiniz.
Diş hekiminiz, operasyondan önce sakinleşmenize yardımcı olmak için hafif bir sakinleştirici almanızı tavsiye edebilir. Bu tür oral ilaçlar güvenli ve oldukça da etkilidir. Ayrıca uzun vadeli etkileri de yoktur. Diş operasyonu olacağınız günden önceki gece uyumakta sorun çekerseniz, bir sakinleştirici almak uygun olacaktır.
Eğer yapılacak operasyon hakkında hiçbir şey duymak ve görmek istemeyenlerdenseniz, diş hekiminiz size bazı görsel-işitsel elemanlar sunabilir. Diş hekiminde multimedia cihazların kulaklıkların kullanılması giderek yaygınlaşmaktadır. Böylece siz de bir radyo istasyonunu ya da getirdiğiniz bir kaset ya da CD’yi yüksek sesle dinleyebilirsiniz. Bazı diş hekimlerinde de “özel gözlükler” vardır. Bu kişisel ev tiyatrosu sistemi benzeri bir ortam yaratır ve operasyon sırasından bunu taktığınızda bir film ya da video gösterisi izleyebilirsiniz. Tabii bu, gerçeklerden kaçmaktır!
Tedavi sonrası acı konusu?
* Analjezikler ya da ağrı giderici ilaçlar diş operasyonu sonrasındaki rahatsızlıkları gidermek için alınabilir. Hafif ya da orta şiddette ağrılar için diş hekiminiz size eczanelerde kolay bulunan aspirin ya da ibuprofen gibi ilaçlar önerebilir. Daha şiddetli ağrılar için dah güçlü bir analjezik gerekecektir ve bunun için diş hekiminizin reçete yazması gerekebilir.
* Bir uyarı notu: Ağrıyı azaltmak için hiçbir zaman bir aspirini dişinizin üzerine koymayın! Aspirin asit içerir ve diş etlerini ülserleştirebilir. Eğer diş hekiminiz diş ağrısı için aspirin öneriyorsa bunu yutun.
* Ağrılı alana buz koymak rahatsızlığı azaltacak ve şişkinliği düşürecektir; bu özellikle ameliyat sonrası için önemlidir. Ayrıca bir ağız ameliyatından sonra kanamayı ve iltihaplanmayı en aza indirmek için başınızı yüksekte tutun.
* En az birkaç gün sert ve çiğnenecek yiyeceklerden uzak durun.
* Uyuşukluk azalınca ısırmanızın uygun olup olmadığını kontrol edin. Dişleriniz birbirine doğru oturmalıdır; sert bir şekilde ısırma yaptığınızda tok bir “tık” sesi gelecektir. Eğer dişiniz ağrırsa ya da sıcak veya soğuk hassasiyetiniz varsa en kısa zamanda diş hekiminize gidin çünkü normal olmayan ısırma kendi kendine düzelmez.
* Ve son olarak, muayenehaneden ayrılmadan önce, bir sorunuz ya da sorununuz olduğunda diş hekiminize nasıl ulaşacağınızı öğrenin.
Şeker (Diyebet)
24 November 2009 Yazan admin
Kategori Şeker Hastalığı
Şeker (Diyebet)
Diyabet nedir? Nasıl meydana gelir?
Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun (şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankreas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enerjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen kapılar vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun anahtar varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz kapısının açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin (hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir.
Kaç tip diyabet vardır? Diyabet sıklığı ne kadardır?
Nedenlerine göre bir çok diyabet tipi olmakla birlikte diyabet vakalarının çok büyük bir kısmını Tip 1 ve Tip 2 diyabet vakaları oluşturmaktadır.
Tip 1 Diyabet
Daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür. Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin otoimmün bir süreç (vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini tanıyamaması) sonunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir. Mutlak veya görece bir insülin yetersizliği olduğundan hastalar ömür boyu insülin hormonunu dışarıdan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundadırlar. Bu nedenle Tip 1 diyabet İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10’unu Tip 1 Diyabet vakaları oluşturmaktadır. Çocukluk çağında Tip 1 diyabet sıklığı ülkeler (bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki 100.000 çocuktan 1-42’sinde diyabet gelişmektedir. Tip 1 diyabet genel olarak kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir.
Tip 2 Diyabet
Sıklıkla erişkinlerde ve şişman (obes) kişilerde görülmektedir. Tip 2 diyabetli hastalarda insülin salgılanmasındaki yetersizlikten çok dokulardaki insülin reseptörlerindeki direnç (rezistans) sonucunda glükoz metabolizması bozulmaktadır. Tip 2 diyabetin kuvvetli bir genetik yatkınlık zemininde geliştiği bilinmekle birlikte, genetik mekanizmalar tam olarak aydınlatılamamıştır. Tip 2 diyabetliler hastalıklarının başlangıcında ve sıklıkla çok uzun bir süre insülin ihtiyacı olmaksızın yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu nedenle Tip 2 diyabet İnsüline Bağımlı Olmayan Diyabet (Non-Insulin-Dependent Diabetes Mellitus= NIDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak erişkin nüfusta %4-8 oranında Tip 2 diyabet görülmektedir.
Diyabetin bulguları nelerdir?
Diyabete bağlı klinik bulgular vücuttaki karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozulmasına bağlıdır. İnsülin eksikliği ve/veya insülin direnci nedeniyle hücrelere giremeyen glükoz belli bir serum düzeyini (180mg/dl) aştığında idrarla atılmaya başlar. Böbreklerden atılan glükoz beraberinde sıvı atılımını da arttırır ve sonuçta ÇOK VE SIK İDRAR YAPMA (POLİÜRİ) olur. Vücut, poliüri ile olan sıvı kaybını karşılamak için ÇOK SU İÇİLİR ve bu da POLİDİPSİ olarak isimlendirilir. Organizma, enerji kaynağı olarak glükozu kullanamayınca bir taraftan İŞTAH ARTAR diğer taraftan yedek enerji depoları olan yağlar ve proteinler yıkılmaya başlar ve bunun sonucunda iştah artmasına rağmen KİLO KAYBI olur. Bu klasik bulguların dışında diyabet hastalarında ÇABUK YORULMA, GÖRME BULANIKLIĞI, SIK DERİ ENFEKSİYONU, KADINLARDA VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONU gibi bulgular da görülür.
Diyabet tanısı nasıl konur?
Diyabet tanısı, çeşitli uluslararası kuruluşların (WHO, Amerikan Ulusal Diyabet Veri Gurubu=NDGG) belirlediği ölçütlere göre konmaktadır. Bu ölçütler:
Klasik diyabet bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda ölçülen plazma glükoz düzeyinin 200 mg/dl’ye eşit ya da üzerinde olması,
En az 8 saatlik aç (kalori almayan) bir kişide plazma şekerinin 140 mg/dl’ye eşit ya da üzerinde olması. Yakın zamanda Amerikan Diyabet Birliği açlık kan kekeri sınırını 126 mg/dl’ye eşit ya da üzerinde olarak belirlemiştir.
Şeker yükleme testinde (OGTT) 2. saatdeki plazma glükoz düzeyinin 200 mg/dl’ye eşit ya da üzerinde olması.
Gizli şeker nedir?
Halk arasında gizli şeker olarak isimlendirilen durum, normal glükoz dengesi ile diyabet arasındaki metabolik durumu ifade etmektedir. Normalde açlık plazma şekerinin 110 mg/dl olması gerekmektedir. İşte açlık plazma şekerinin 110 mg/dl’nin üzerinde fakat 140 mg/dl’nin altında (yeni kriterlere göre 126 mg/dl) olması bozuk glükoz toleransı olarak tanımlanmaktadır. Benzer şekilde şeker yükleme testi yapılan kişilerde 2. Saatdeki plazma glükoz düzeyininin 140 mg/dl’nin üzerinde fakat 200 mg/dl’nin altında olması da bozuk glükoz toleransı olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte bu kişiler Tip 2 diyabet için en riskli grupta olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidi
Domuz gribi ilaç satışlarını arttırdı
14 November 2009 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık
Bütün dünyada salgına yol açan domuz gribi, Türkiye’de antiviral ilaç, koruyucu ürün ve aşı satışlarında patlamaya yol açtı.
AA
Ankara- TEB Genel Sekreteri Özgür Özel, piyasada yoğun talep gören zatürre ve grip aşılarının tükendiğini bildirdi.
Türkiye’de 5 yaş üzeri çocuklarla yetişkinler için ”Pneumo 23” ve 0-5 yaş için ”Prevenar” isimli 2 farklı zatürre, Fluarix, Vaxigrip ve İnfluuvac isimli de 3 farklı grip aşısı bulunduğunu belirten Özel, ”Çok büyük talep olan zatürre aşısı piyasada bulunmuyor. Sırada bekleyen çok hasta var. Mevsimsel grip aşısı talebinde de artış var ancak piyasada aşı yok’‘ dedi.
Özel, uluslararası sağlık kuruluşu IMS’nin verilerine göre, Türkiye’de bu yıl 2 milyon kutu grip aşısı satıldığını, geçen yılki toplam satışla bu yılın 10 aylık dönemi arasında kutu bazında yüzde 4, Türk lirası bazında ise yüzde 10′luk bir artış tespit edildiğini bildirdi.
Antiviral satışları
Antiviral satışlarında da patlama yaşandığını belirten Özel, geçen yıl 122 bin, bu yıl ise sadece kasıma kadar 260 bin Tamiflu satıldığını, kutu bazındaki artışın yüzde 113, Türk lirası bazındaki artışın ise yüzde 120 olduğunu söyledi.
Grip tedavisinde kullanılan bir diğer antiviral olan Relenza Rotadisk’ten de geçen yıl 6 bin kutu, bu yıl 10 aylık dönemde ise 10 bin kutu satış kaydedildiğini anlatan Özel, bu ilaçta da kutu bazında yüzde 71, Türk lirası bazında ise yüzde 78′lik artışın söz konusu olduğunu bildirdi.
Steril el temizleyicilerine, son aylarda, özellikle de ekim ayında büyük talep olduğunu ve yüksek miktarda satış kaydedildiğini ifade eden Özel, bu yılın 8 aylık dönemindeki toplam satış miktarına göre, sadece ekim ayında yaklaşık yüzde 900′lük bir artış yaşandığını belirtti.
Özel, ‘‘Üretici firmalar siparişleri karşılayamıyor. Yeterince ürün temin edilebilse, eczanelerden gelen talepler doğrultusunda satışların şu anki değerlerin 10 katına kadar ulaşacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu.
Steril cerrahi maske satışlarında da son aylarda büyük artış olduğunu ifade eden Özel, üretici firmalar tarafından bu ürünlerin siparişlerinin de karşılanamadığını, bunun mümkün olması halinde satışların 10 kat artabileceğini söyledi.
Gripten korunmak için nasıl beslenelim
14 November 2009 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık
|
||
Domuz gribi ile yaşıyor, onunla yatıp kalkıyoruz.
Dost sohbetleri, gazete haberleri ve televizyonlarda hep o var. Aklıma “Samimiyeti böyle sürdürürsek bulaşmayı nasıl önleyeceğiz” diye sormak bile geliyor ama sırada başka sorular var… Sık sorulan soruların başında, “alınması gereken önlemlerin neler olduğu” geliyor. Korunmanın temel noktalarını aslında hepimiz çok iyi öğrendik: “Gripli olanlardan en az bir metre uzak duracağız, gripsek öksürürken aksırıp hapşırırken ağzımızı, burnumuzu kâğıt mendille kapatacağız ve hemen o mendilleri çöpe atacağız. Hasta olduğunu bildiğimiz kişilerin eşyalarını kullanmayacağız, özellikle aynı havlulara elimizi, yüzümüzü sürmeyeceğiz. Mümkünse onların istirahat ettikleri odayı ayıracağız, aynı yatağı paylaşmayacağız, onlarla kesinlikle öpüşüp koklaşmayacağız. Hasta olsun olmasın herkesle başımızla, gözlerimizle selamlaşacağız. Özetle bu kış el sıkmayı, sarılıp kucaklaşmayı kesinlikle unutacağız. Sırası gelmişken şimdiden hatırlatalım: Bayramda el öpmek de yok! Büyüklerimize saygılarımızı, sevgilerimizi bildireceğiz ama bunu sözle, gözle ifade edeceğiz.” Bunları unutmamamız gerekiyor ama benim hatırlatmak istediğim iki önemli nokta daha var. Bunlardan biri beslenme konusunda yapılacak işleri çok fazla abartmamız, diğeri ise aynı hatayı işin psikolojisinde de yapmamız. NE YİYELİM, NE İÇELİM Sebze ve meyveden zengin beslenmenin, tam tahılları daha fazla yemenin ve özellikle de hayvansal proteinlere bugünlerde daha çok ağırlık vermenin faydası inkar edilemez. Özellikle probiyotikten zengin hayvansal protein kaynaklarının bağışıklık sistemine hızlı uyarılar yapabileceği düşüncesindeyim. Yani her zamankinden daha çok yoğurt ve kefir yemekte fayda var. Ama “bitki tüccarlarının” gazına gelip konuyu “her gün bir diş sarımsak, bir baş soğan, bir avuç kırmızı biber, bir tutam maydanoz” noktasına taşırsanız, hem fazla bir fayda görmez hem de boşa zaman kaybedersiniz. Sebze ve meyvelerin bol yenmesi iyi bir şey ama biz zaten bu konuda fena değiliz. Bana göre sorun, protein tüketimimizdeki eksiklikte. Ucuz protein kaynaklarına biraz daha yüklenmemizde fayda var. Et, tavuk, balık da önemli. Özellikle ucuz, pahalı demeden imkanınız varsa sık sık balık yiyin. Bitkisel proteinlere (bakliyat) daha çok yer verin. Önemli bir nokta daha var: Vücuda daha fazla D vitamini kazandırmak… D vitamininin bağışıklık sistemini desteklemede neredeyse C vitamininden bile güçlü olduğunu unutmayın. D vitami-ninden zengin besinler yemeyi veya D vitamini güçlendirilmiş olan yiyecekleri tercih etmeyi unutmayın. Bu konuda beslenme ve diyet uzmanı Güneş Aksüs’ün yazdıklarını dikkatle okuyun. ENDİŞENıN FAZLASI ZARARLI Domuz gribi konusunda yaptığımız ikinci hataya gelince… Konunun çok fazla abartılması ve önlemlerin biraz şişirilmesi can sıkıcı noktalara gelebiliyor. Böyle giderse değil tiyatroya, sinemaya gitmek, otobüse binmek, bir lokantada yemek yemek, dost ziyaretleri gibi medeni ilişkilerden bile vazgeçme yoluna gideceğiz. Bir okurum “Oğlumu askere göndereyim mi, erteleyeyim mi” diye soruyor. Yani domuz gribinden korunma telaşı neredeyse bir panik haline getiriliyor. Daha önce de yazdım ama bir daha hatırlatayım: Endişe ve korku hali, bağışıklık sistemini bozar. Eğer endişe ve korkunuzu abartırsanız, vücudunuzun griple mücadelesini daha baştan kaybetmiş olursunuz. Koruyucu önlemler yönünden yapabilecekleriniz üzerine bilgilenmeye ve bunları hayata geçirmeye odaklanın ama işin suyunu çıkarmayın. Doğru beslenmek, istirahat etmek, elleri düzenli olarak günde 5-6 kez bol sabunlu suyla yıkamak (ama bu el yıkama işini de abartmamak, takıntı haline getirmemek şart) ve gripli olduğu bilinen veya şüphelenilenlerden uzak durmak çoğumuz için yeterli önlemlerdir. Kısacası Domuz gribi hayatımızın merkezi olmasın, hayat devam ediyor… D vitamini zengini besinler En önemli kaynak güneş ışınlarıdır ama D vitamini yüksek oranda bulunduran besinler balık, yumurta, tereyağı, peynir, süt ve ürünlerinden faydalanmakta yarar var. Bazı balıklarda D vitamini daha yüksektir: Sardalya, uskumru, alabalık bunların en önemlileridir. Öneriler Ense ağrılarına dikkat! Birden bire başlayan ve ense bölgesinde, başın arka kısmında belirginleşen, başta basınç şişkinlik ve kasılma hissine yol açan sürpriz baş ağrılarıyla karşılaştığınızda hemen tansiyonunuzu ölçtürmeyi ihmal etmeyin. Çünkü bu tip ağrılar çoğu zaman kan basıncındaki ani yükselmelerden, özellikle de küçük tansiyon artışlarından kaynaklanabiliyor. |
Domuz gribi vaka sayısı 60′a çıktı
14 November 2009 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık
Sağlık Bakanlığı, “domuz gribi” nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 60′a ulaştığını, pandemik grip nedeniyle 202 hastanın hastanelerde tedavi altında olduğunu, bugüne kadar 250 bin kişinin aşılandığını açıkladı.
Halen pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısının ise 202 olduğu, bunlardan 40′ının takip ve tedavisinin yoğun bakımlarda sürdürüldüğü, 11 hastanın da solunum cihazına bağlı olarak takip edildiği belirtildi.
Açıklamada, aşılama çalışmalarının başlamasından bu yana hacı adayları ve sağlık çalışanlarından (güvenlik ve temizlik hizmetlerinde çalışan sözleşmeli personel, idari işlerde çalışan personel, eczacılar, serbest çalışan diş hekimleri de dahil olmak üzere tüm sağlık çalışanlarından toplam yaklaşık 250 bin kişinin aşılandığı kaydedildi.
Aşılananlar arasında hayatı tehdit edici ciddi yan etkilere rastlanmadığına işaret edilen açıklamada, sağlık kuruluşlarında çalışan bazı personelin aşılama kapsamına alınmadığına dair yapılan açıklama ve haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi.
Açıklamada, çok sayıda vatandaşın hastanede, bazılarının da yoğun bakım ünitelerinde takip edilmesine ve bu hastalardan bir kısmının hayatını kaybetmesine neden olan pandemik gripten korunmanın bilinen en etkili yolunun aşılanma olduğu vurgulandı.
16 Kasımdan itibaren 6 ay–5 yaş arası çocuklarla tüm yaş gruplarındaki kronik hastalığı olan vatandaşların aşılanmalarına tüm illerde başlanacağı da bildirildi.


