Dinlendirici gözlük tamamen bir yalan
02 June 2010 Yazan zifiri
Kategori Görme Sağlığı
->

Doktorların tavsiye ettiği dinlendirici adı verilen gözlüklerin yalan olduğunu söyleyen Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu,”Göz, her bir saat çalışmada 15dakika dinlendirilmeli. Dinlendirici gözlük diye bir şey yoktur. Gözler uykudayken zaten dinlenir” diyor. Devamını oku
Kontakt Lens Bağımlılığı
29 May 2010 Yazan zifiri
Kategori Görme Sağlığı

Diğer bir konu da kontakt lens. Kontakt lens, çok yay gın kullanılıyor. Artık günümüzde, değişik tipleri var. Ar tık hemen herkesin bir kontakt lensi var. Devamını oku
Göz Kuruluğuna Son
29 May 2010 Yazan zifiri
Kategori Görme Sağlığı

Bu yöntem bir harika…
Uzman doktor Gürkan Çelikkol, klasik ”lasik” yönteminin uygulanması sırasında ortaya çıkanozon gazının gözün yüzeyindeki sinir uçlarını etkileyerek gözkuruluğuna neden olduğunu ifade ederek, ”S-Lasik yönteminde ise işlem sırasında lazerin uygulanmadığı alanlar kapatılarak, ortaya çıkan ozon gazının göze hasar vermesi engelleniyor” dedi. Devamını oku
Taklit güneş gözlüğü neden zararlı?
28 May 2010 Yazan zifiri
Kategori Genel Sağlık, Görme Sağlığı
Hava sıcaklıkları bir yükselip, bir düşse de bahargüneşi kendini iyice hissettiriyor. Sokağa çıktığınızda güneşin altında gözlerimizi kısmak, gözünüzü kaçırmak yerine uzmanların önerilerini dikkate alıp bir güneş gözlüğü edinirseniz bu yazı hatta bütün bir yılı göz sağlığınızı koruyarak geçirmek elinizde. Devamını oku
Glokom (Göz tansiyonu)
09 January 2010 Yazan admin
Kategori Görme Sağlığı
Glokom, diğer adıyla göz tansiyonu; genellikle göz içi basıncı yüksekliği ile seyreden bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde gözün sinir hücrelerinde harabiyet sonucu körlüğe neden olur. Başlangıçta görme bozukluğu yoktur. Harabiyet yıllar içinde yavaş yavaş ilerler. Hastalık ilerledikçe görmede ciddi kayıplar oluşur. Hasta görme kaybını fark ettiği zaman artık hastalık çok ileri safhadadır.
Glokoma bağlı hasarın oluşum veya ilerlemesini arttıran pek çok risk faktörü vardır. Yüksek göz içi basıncı bunlardan en önemlisidir. Göz tansiyonu ne kadar yüksekse harabiyet gelişme riski o kadar fazladır. Diğer risk faktörlerinden en önemlileri; hipertansiyon, diabet, arterioskleroz, migren, reynaud fenomeni gibi damarsal hastalıklar ve kalıtımdır.
Normalde, sağlıklı gözlerde ölçülen göz içi basıncı 9-21mmHg. arasındadır. Ama göz tansiyonu düşük olmasına rağmen glokoma bağlı harabiyet gördüğümüz hastalar ve ayrıca göz tansiyonu yüksek olduğu halde hiçbir harabiyet gelişmemiş hastalar da vardır. Sonuç olarak göz tansiyonunun sınırı kişiye ve risk faktörlerine göre değişir.
Göz tansiyonunun belirtileri, akut glokomda şiddetli baş ve göz ağrısı, bulantı, kusma, bulanık görme, ışıklar etrafında renkli halkalar görme, gözde kızarıklıktır. Hasta hemen doktora gideceği için tanı daha kolaydır. Kronik glokomda ise hasta ileri dönemlere kadar herhangi bir şey hissetmez. Görme kaybını hissettiğinde ise hastalık artık çok ileri dönemdedir. Bu nedenle, 40 yaşın üstündeki kişiler 2-3 yılda bir, ailesinde glokom olan kişiler ise senede bir mutlaka göz doktoruna muayene olmalıdır. Erken teşhiste tedavi daha kolaydır ve daha iyi sonuç verir.
Göz tansiyonu tanısı çoğunlukla hasta gözlük almak için göz doktoruna muayene olduğu sırada tesadüfen konur. Bu nedenle özellikle 40 yaş üstünde görme bozukluğu olan kişiler market veya gözlükçülerden gözlük almamalıdır. Bu kişiler göz doktoruna gittiği zaman göz muayenesi sırasında göz tansiyonuna ve göz sinirine bakılacaktır. Göz tansiyonundan şüphe edilen kişilere görme alanı, pakimetri, OCT gibi daha ileri tetkikler yapılır, göz siniri hücreleri ve sinir liflerinde harabiyet olup olmadığını araştırır. Ancak bütün bu tetkiklere rağmen hastalığın erken döneminde glokomlu göz ile normal gözü ayırmak, glokom tanısı koymak zordur.
Glokom tedavisi; ilaç, laser tedavisi ve cerrahi tedavi olmak üzere 3 çeşittir. Tedavi şeklinin seçiminde erken dönemde ya da geç dönemde teşhis konmuş olması, hastanın yaşı, hastanın düzenli ilaç kullanıp kullanamaması da rol oynar.
İlaç tedavisine rağmen göz tansiyonu yüksekse veya göz harabiyet devam ediyorsa cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Ameliyatın amacı görmeyi arttırmak değil korumak yani göz tansiyonunu düşürmektir. Ameliyat sonrası tekrar ilaç tedavisi ve bazen ikinci bir ameliyat gerekebilir. Ancak ameliyat yapılmazsa sonuç körlüktür.
Glokomda hastaya uygun tedavinin seçilmesi kadar hastanın bu tedaviyi doğru uygulaması ve doktor kontrollerine düzenli gitmesi önemlidir. Hastalar genellikle verilen ilacı 1-2 kutu kullanıp iyileştiklerini düşünerek keserler. Ancak glokom ilaçları antibiyotik gibi kullanılmazlar.
Aynı şeker ve kalp hastaları gibi ilaçlarını doktor değiştirmedikçe veya kesmelerini söylemedikçe ömür boyu kullanmaları gerekir. Hipertansiyonu ve şeker hastalığı olan kişilerde glokom da varsa, sinir harabiyeti daha hızlı olacaktır. Bu nedenle tansiyon ve şekerin kontrol altında tutulması gerekir.
Kolesterol ve lipid seviyesindeki yükseklik damar sisteminde ve buna bağlı olarak göz sinirinin beslenmesinde bozukluğa neden olacağından diyet ve ilaçla tedavi edilmelidir. Migren ve el-ayak üşümesi gibi vasomotor bozukluğu olanlar tedavi olmalıdır. Yeterli egzersiz, yeterli uyku, taze meyve-sebze yeme, sigara içmeme gibi sağlıklı yaşam için gerekli davranışlar önerilmektedir. Ağır psikolojik stresten de sakınılmalıdır.
Dünyada ortalama 70 milyon insanda glokoma bağlı görme kaybı olduğu düşünülmektedir, ancak insanların sadece yarısı bu hastalığın farkındadır. Göz tansiyonuna bağlı körlüğe kadar gidebilen görme kaybı zamanında teşhis ve uygun tedavi ile önlenebilir. Yapılacak tedaviler eski görmeyi geri getiremez, sadece daha fazla görme kaybı olmasını engeller. Bu nedenle glokomda erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.
Op.Dr.Zerrin Tuncer
Başhekim Yardımcısı
Göz Nurunu Koruma Vakfı
Bayrampaşa Göz Hastanesi
Aşırısı kurşun gözleri etkiliyor
09 January 2010 Yazan admin
Kategori Görme Sağlığı
Yaşam boyunca, eski evlerdeki duvar boyaları, içme suyu ve diğer besin kaynaklarında bulunan ve fark etmeden tükettiğimiz kurşunun aşırı olması halinde, erkeklerde katarakt riskini artırdığı belirlendi.
“Kurşun maddesi ile ne ilgimiz olabilir ki?” diye düşünmeyin! Biz farkına varmasak da eski yapılar ve binalardaki duvarların boyalarında, eski metal maddelerin parlatılması ve kaplamalarında, içme suyu ve daha bazı besin kaynaklarında kurşun bulunuyor.
ABD’li bilim adamı Debra Schaumberg’in, Amerikan Tıp Derneği dergisinde yayınlanan araştırması kapsamında, 60 yaş ve üstü 795 kişinin, 1991-1999 yılları arasında kemiklerindeki kurşun miktarının ölçülmesiyle elde edilen verilerin incelendiği bildirildi.
Araştırma, yaşamları boyunca yüksek seviyede kurşuna maruz kalan erkeklerde katarakt riskinin, düşük seviyede maruz kalanlara oranla iki buçuk kat fazla olduğunu ortaya çıkardı.
Kemiklerde biriken kurşunun, düşük seviyelerde kan plazmasında dolaştığı belirtilen araştırmada, kurşunun katarakt oluşumunu tetiklemesinin nedeninin henüz kesinleştirilemediği kaydedildi.
Az görme sorunu ve çareleri
07 January 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Görme Sağlığı
Normal gözlükler, kontakt lensler veya göz içi lens implantları ile görmeniz artırılamıyorsa sizde az görme mevcut demektir. Bu durum körlükle eş anlamlı değildir. Az gören kişilerin hala işe yarar bir görmesi mevcut olup sıklıkla görme cihazları kullanılarak artırılabilir.
Görme bozukluğu hafif ya da ağır olsun, az görme, görmenizin ihtiyaçlarınızı karşılayamadığı manasına gelir. Görme artırıcı cihazların kullanımına ancak tıbbi ve cerrahi tedavilerden sonra, ya da bunların fayda sağlamayacağına kanaat getirildikten sonra göz hekimi tarafından karar verilir.
- Neler az görmeye sebep olur?
Daha çok yaşlı kimselerde olmasına rağmen her yaşta az görme meydana gelebilir. Doğumdan var olan bozukluklar, kalıtsal hastalıklar, yaralanmalar, şeker hastalığı, glokom, katarakt ve yaşlanma az görmeye yol açabilir. En yaygın sebebi gözün sinir tabakasının bir hastalığı olan makula dejenerasyonudur. Makula dejenerasyonu merkezi görmeyi bozar, tam körlük yapmaz ve çevresel görme etkilenmez.
- Az görmenin farklı tipleri var mıdır?
Evet. En sık merkezi görme veya okuma bozukluğu görülmesine rağmen çevresel görme azalması veya renkli görüşün kaybolması da az görme yapabilir. Veya, gözünüz ışık, kontrast veya kamaşmaya karşı uyum yeteneğini kaybedebilir. Farklı az görme tipleri farklı yardım cihazları gerektirir. Örneğin doğuştan az görmesi olan bir kişi ile sonradan az görme gelişen bir kişinin ihtiyaçları farklıdır.
- Az görenlere yardım cihazı nedir?
Az görenlere yardım cihazı görmeyi artırır. Her durumda görmeyi normale çeviren tek bir cihaz yoktur, bu nedenle farklı amaçlar için farklı cihazlar gerekir. Mümkünse bir cihazı almadan önce deneyin. İki tip az görenlere yardım cihazı mevcuttur: Optik olan ve optik olmayan. Optik olan az görenlere yardım cihazları
Optik az görenlere yardım cihazlarında büyütme amacıyla lensler veya lens kombinasyonları kullanılır. Bunlar normal gözlük camlarından farklıdır. Optik cihazlar beş ana grupta toplanabilir:
Büyütücü gözlükler normal gözlüklerden daha güçlüdür. Bunları kullanırken okunacak materyalin göze çok yaklaştırılması gerekir, aksi takdirde yazı odak dışında kalır. Önce bu durum ürkütebilir, fakat zamanla alışılır. Yakın için tasarlanmışlardır, göze takıldıkları için okunacak materyal rahatça tutulabilir.
Büyütücü gözlükler direk olarak bir gözlüğe monte edilebilirler ya da kişinin kendi gözlük numaraları üzerine eklenebilir. Bunların asferik ve teleskopik şekilleri vardır. Teleskopik olanlar daha kaba görünümlü olmalarına rağmen daha uzak mesafeden geniş bir görüş sağlarlar. Asferik olanlar ise estetik görünür, fakat daha kısa mesafeden daha dar alanı gösterirler. Her iki büyütücü gözlük tipinin pek çok değişik modelleri piyasada mevcuttur.
El büyüteçleri çoğu kimse tarafından bilinir. Bunlarla okunacak materyal normal mesafede tutulabilir. Kırtasiyeciler veya optikçilerden satın alınabilir. Ayaklı büyüteçler okunacak materyalin üzerine konur. Bazıları kendinden aydınlatmalıdır. Büyüteçler, görüşü normal aktivitelerine yeten fakat kısa süreli yakın görüş gerektiren senet, fatura, telefon rehberi, telefon tuşları, ev aletlerinin düğmeleri vb. gibi şeylerin görülmesinde oldukça faydalıdır. Ellerinde titreme olan hastalar için ayaklı, görmesi çok düşük olan hastalar için de aydınlatmalı büyüteçler önerilir.
Teleskoplar uzak büyütme için kullanılır. Elde ya da gözlüğe monte edilerek kullanılabilirler. Özellikle televizyon seyrederken, otobüslerin yazılarını okurken, ilanlara, panolara bakarken çok yararlıdırlar; gözlük gibi devamlı kullanımları zordur ve tecrübe gerektirir. Kapalı devre televizyon sistemi, bir televizyon ekranına okunacak materyalin büyütülmüş görüntüsünü verir. Bunların büyütme ve kontrastı ayarlanabilir ve kullanımları diğer cihazlardan daha kolaydır. Sadece okumak veya resimlere bakmak için kullanılır. Siyah-beyaz veya renkli olanları vardır. Özellikle öğrenciler ve masa başı işi yapanlar için oldukça faydalıdırlar. Teknolojinin ilerlemesi ile son zamanlarda maliyetleri de oldukça düşmüştür.
Optik olmayan az görenlere yardım cihazları:
- Büyük yazılı kitaplar, gazete ve dergiler,
- Düzgün yazmaya yardımcı cihazlar,
- Büyük oyun kartları,
- Büyük telefon tuşları,
- Yüksek kontrastlı saat ekranları,
- Konuşan makineler (saatler, bilgisayarlar),
- Yazıyı gösteren ve yüksek sesle okuyan makineler.
Optik olmayan en basit yöntem görülmesi istenen şeye yanaşmaktır. Görülmesi istenen nesneye yaklaşmak, klasik inancın aksine gözlere zarar vermemektedir.
- Az gören kimseler için aydınlatma önemli midir?
Uygun aydınlatma, az görenlere yardım cihazı kadar önemlidir. Benzer bir işi yapmak için 60 yaşında sağlıklı bir kişi, 20 yaşındaki haline göre iki kat aydınlatmaya ihtiyaç duyar.
Aydınlatma konusunda birkaç önemli not
- Aydınlatma kaynağını okunacak materyale yakın tutun. Bu amaç için ayarlanabilir kolları olan yüksek yoğunluklu ışıklar kullanın.
- Yansıyan ışığın rahatsız etmesini önlemek için siper kullanın.
- Kamaşma varsa emici lensler kullanılabilir.
- Az gören hastalara yardım için hangi hizmetler vardır?
Göz doktorunun tam bir muayene yapması şarttır. Az görmenizin sebebi tespit edildikten sonra bu cihazlar önerilir veya bu cihazların uygulanabileceği bir merkeze sevk edilirsiniz. Hükümetler veya özel kuruluşlar az görenler için sosyal servisler sunabilirler. Bunlar konuşan kitaplar, bağımsız evde yaşayabilme eğitimi ve bazen oryantasyon ve hareketlilik eğitimi olabilir.
Kornea nakli ne zaman yapılır?
04 January 2010 Yazan admin
Kategori Görme Sağlığı
Bu durum hemen herkesin başına gelebilir
Diğer bir durum; eğer korneada yaralanma, derin doku kaybı olduysa yine kornea nakli gerekebilir. Diyelim ki bir trafik kazası sonucunda cam parçaları dokunun içine girdi. O zaman da korneanın tekrar eski haline getirilebilmesi için eksik parçaların, eksik bir bölümün tamamlanması lazım. Yani belli bir metrekare örtü koymak ya da cam koymak lazım, bir arabanın camı gibi. İşte bu durum acildir. Bu durumda uygun kornea bulunamazsa geçici başka dokular kullanılabilir. Bunun dışında korneanın keratakonus dediğimiz bir hastalığı var. Bu hastalıkta, kornea, koni gibi bir şekle dönüşüyor. Aslında küreden bir parça gibi yuvarlak olması gerekirken, bu hastalıkta inceliyor ve koni gibi oluyor, sivriliyor ve bu da delinme tehlikesi yaratıyor. Bir enfeksiyon değil, ama korneanın yapısının ince olmasından dolayı acilen kornea nakli yapmak gerekebilir. Bunun dışındaki nakil sebepleri acil değildir, ama bir an önce insanın hayatına devam edebilmesi, görmesi, okumayı öğrenmesi, okula gitmesi, gözünün tembel olmaması, çalışması için kornea naklini, herhangi bir bulanıklık olduğu zaman yapmak gerekir. Ama tabii bunlar saatler içerisinde yapılması gereken acil durumlar değildir.
Kornea naklinden sonra, organ reddinde olduğu gibi doku reddi olabiliyor mu?
Olabiliyor, ama daha az görülüyor, çünkü korneanın damarı yok. Damar olmadığı için o kişinin genetik özelligine bağlı maddeler korneaya kolaylıkla ulaşamıyor. Bu yüzden kornea reddi, kalp reddinden daha seyrek görülen bir durum, çünkü orada kan damarı olmadığı için bu maddeler; yani kişinin kişiliğini tanımlayan maddeler, korneaya çok daha az geçiyor ve çok daha az ret olasılığı görülüyor. Buna ek olarak, yeni ilaçlarla, reddi daha kolay durdurabiliyoruz. Ancak kornea naklinden ancak bir yıl sonra esas görmeye ulaşılabiliyor, çünkü nasıl ki kazılan toprağın yerine yerleşmesi zaman alıyorsa, korneanın da tam yerine kaynaması, yerleşmesi zaman alıyor. Ve de aynı netlikte tekrar göstermeye başlaması ancak bir süre sonra olabiliyor. Yani aslında zor, uzun ve önemli bir işlem bu. O nedenle de kornea bankaları çok önemli. Çünkü bu zor işlem yapılırken kullanılan yeni korneanın uygun olması gerekli. Tabii bu arada hemen eklemem gerekiyor, göz nakli diye bir işlem yok, aslında yapılan sadece kornea nakli.
Doku uyuşmazlığı konusunda başka neler söylemek istersiniz?
Bu istenmeyen durumun gerçekleşmesini mümkün olduğu kadar aza indirmek için kornea bankalarından kornea isterken, kişilerin dokusal özelliklerini söylüyoruz. Ama bunlar dediğim gibi böbrekteki gibi tam oturması gereken özellikler değil. Önemli olan yaş, yaşın uyması.
Yaş önemli, öyle mi?
Evet, kornea naklinde alıcı ile vericinin yaşının da tutması gerekiyor.
Korneanızı koruyabilirsiniz
Aslında gözümüz birçok tehlikeye açık, değil mi?
Elbette! Mesela arabalarda kemer takmak o kadar, o kadar önemli ki! Kemer takmadığımız zaman bir kaza geçirdiğimizde, ilk olarak öndeki cama kafamızı vuruyoruz. Hele bazen ön koltuğa çocuk oturtturulduğunda, kişi sanki kendini korumak için çocuğunu oturtmuş gibi oluyor. Ya da kucağına oturtuyor. Çünkü ilk kaza anında arkadan veya önden kim vurursa vursun, cama ilk vuracak olan çocuğun kafası ve dolayısıyla gözü oluyor. İnanılmaz bir durum bu.
Nasıl yapıyorlar anlamak güç sahiden
“Ben tutuyorum” diyor. Ne kadar tutulursa tutulsun, bir kemer kadar sağlam tutmaya imkan yok. Bazen de şoför kucağına oturtuyor, çocuk direksiyon ile kendisinin arasında kalıyor. Yani bunlar çok tehlikeli durumlar tabii. Bütün bunların dışında, zaten kazanın nereden geleceği belli olmuyor. Ama “geliyorum” diyenler var elbette.
Dünyaya açılan penceremizi, yani korneamızı konuşmaya devam ediyoruz. Korneamızı korumak için ekstra önlem alabilir miyiz?
Evet! Korneayı korumak için bir; eğer riskli bir işte çalışıyorsanız, gözlük takmanız gerekir, mesela kaynak işiyle uğraşıyorsanız, araba tamircisiyseniz ya da odun kesiyorsanız, yaptığınız iş sırasında gözünüze bir parça sıçrayacak gibiyse, mutlaka gözlük takmanız lazım. Bunun yanı sıra, enfeksiyonlara açık bir ortamda çalışıyorsanız, mesela hemşireyseniz, hekimseniz, cerrahsanız gene mümkün olduğu kadar gözlükle çalışmanız gerekir, yani etrafta risk varsa, riski engellemek için gözlük takmak şart. Bunların dışında, çocukların havai fişek, çatapat veyahut da küçük bir boru içinden üfleyerek birbirlerine kıvrılmış kâğıt atmalarını, sapanla oynamalarını engellemek lazım. Ben o minicik kıvrılmış kâğıtla delinmiş kornea ve hatta göz merceği gördüm.
O kadar tehlikeli
O kadar tehlikeli. Bütün bunları önlemek için ailelerin dikkatli olmaları ve eğitim şart. Bunlar risk ise, riskleri ortadan kaldırmak için ya bunları yapmayacağız ya da işimiz gereği mutlaka yapmak zorundaysak, gözlük takacağız. Bunun dışında korneamızı korumak için yapmamız gereken, tabii ki kavgadan, yumruklardan veya her türlü travmadan uzak durmak.
Yani barış
Evet, göz ve kornea sağlığı için barış şart.
Göz Tansiyonuna Dikkat
01 January 2010 Yazan admin
Kategori Görme Sağlığı
Halk arasında ”Karasu” olarak bilinen Glokom’un (göz tansiyonu) milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığı olduğunu belirten uzmanlar, erken teşhisin önemine dikkat çekiyor
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Ahmet Necdet Sezer Uygulama Hastanesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Öztürk, Glokom’un birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde, belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebildiğini belirterek doktor tarafından düzenli aralıklarla yapılan muayenelerin Glokom’un erken tanı ve tedavisi için en iyi yol olduğunu ifade etti.
Doç. Dr. Öztürk, Glokom hastalığı ile ilgili olarak şu bilgiyi verdi:
”Glokom’a bağlı görme kaybını engellemenin tek yolu erken tanıdır. Görme alanında glokoma bağlı belirgin hasar olmadıkça hasta bu kaybın farkına varamaz. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenelerinin ve gereğinde görme alanı gibi ileri tetkiklerin yapılması önemlidir. Glokom dünyada milyonlarca kişide görülen ve her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini artırabilir. Glokom riskini arttıran faktörlerin başında da ilerleyen yaş gelmektedir. 60 yaşın üzerindekilerde risk, 60 yaşın altındakilere göre 6 kat fazladır.”
Çocukların da bu hastalığa yakalanabileceklerini ifade eden Öztürk, çocukların göz tansiyonlarının normal olduğu sürece okula başlamadan önce ve sonrasında 2 senede bir göz muayenesi yaptırılması gerektiğini söyledi.
Öztürk, Glokom hastalığının düzenli kontrol altında tutulmasıyla tedavinin başarılı olacağını sözlerine ekledi.
OFİS ÇALIŞANLARI GÖZ KURULUĞU TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYA
10 December 2009 Yazan admin
Kategori Görme Sağlığı
Ofis çalışanlarını bekleyen sağlık sorunları arasında göz problemleri ilk sıralarda yer alıyor. Gün içinde uzun saatler bilgisayar karşısında çalışma, evrak okuma ve havasız ofislerdeki ısıtma soğutma sistemleri gibi etkenler nedeni ile göz kuruluğu çalışanlar için büyük tehlike oluşturuyor.
Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Olcay Şahin, “göz kuruluğu ve tedavisi” hakkında bilgi verdi.
Kış aylarında rüzgar da tetikliyor
Gözdeki yapıların fonksiyonlarını sürdürmesi ve gözün net görebilmesi için gözyaşı çok önemlidir. Göz yüzeyinin beslenmesi, oksijeninin sağlanması, temizlenmesi ve kapaklardaki sürtünmenin önlenmesi gibi görevleri vardır. Gözyaşı günlük olarak sabit miktar gözyaşı üretilmektedir, ancak ağlama, göze bir şey kaçması gibi durumlarda üretilen refleks gözyaşı da vardır.
Bilgisayar karşısında çalışıyorsanız özellikle dikkat edin
Kişinin yaşadığı ortam ve sağlık koşullarındaki değişiklik gözyaşı üretimini etkileyebilir. Gözyaşı salgısı ilerleyen yaşla birlikte azalmaktadır. Bunun yanında; şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, menopoz, romatizmal hastalıklar ve bazı ilaçların kullanımı ( antidepresanlar, akne ilaçları, kan yağları düşüren ilaçlar ), bazı göz damlaları (kortizonlu damlalar, glokom ilaçları ), bazı göz operasyonları, göz alerjisi, kontakt lens kullanımı gözyaşının üretimini veya yapısını bozarlar. Gözyaşının üretim miktarı kadar üretilen gözyaşının içeriği ve yüzeyde tutunma süresi de önemlidir. Ofis çalışanları, ortamdaki klimalar ve sürekli ekran karşısında çalışma ve az göz kırpma nedeniyle göz kuruluğu yaşayabilirler. Ayrıca yazın güneş ve kışın da rüzgar ve soğuk hava göz yüzeyindeki gözyaşı filminin bozulması için gerekli ortamı yaratırlar.
Görme kaybına hatta kornea nakline dahi neden olabiliyor
En belirgin bulguları; gözde yanma, batma, kaşıntı, kızarıklıktır. Kapak kenarında köpüklenme şeklinde birikintiler, görmede bulanıklık, ışıktan rahatsızlık, aşırı sulanma, kapaklarda ağırlık hissi, sabah kapakları zor açma, sürekli yorgunluk hissi de olabilir. Tedavi edilmediğinde göz yüzeyindeki kuruluk dokularda kalınlaşmayla göz eti oluşumuna, sürtünme etkisi ile kornea ve konjunktivada hasar bulgularının, yaraların açılmasına neden olabilir. Zamanla korneada damarlanma artışı, lekelenmeler ve sonunda da saydamlık kaybına yol açabilir. Tedavisi son derece basit olan bu durumun tedavi edilmemesi ise görme kaybı ve kornea nakli tedavisine kadar gidebilir.
Tanı için göz doktorunun muayenesi yeterlidir
Üretilen gözyaşı miktarının ölçülmesi (schirmer testi), gözyaşının yüzeyde kalma zamanının ölçülmesi( breakup time) ve göz yüzeyindeki kuruluk belirtilerinin biomikroskop muayenesinde tespit edilmesi ( kornea ve konjunktivada lekelenmeler, birikintiler ve bölgesel kalınlaşmalar gibi) gerekir. Kuruyan göz için tedavi düzenlendikten sonra, altta yatan bir hastalık varsa dahiliye konsültasyonu ile bu hastalığa yönelik bir tedavi düzenlenmesi de gözyaşı miktarını artırabilir.
Tedaviye öncelikle yapay gözyaşı damlaları ve jelleri ile başlanırken; kişinin durumuna göre yağ içerikli damlalar veya gözyaşı üretimini artıran damlalar eklenebilir veya cerrahi başka yöntemler uygulanabilir. Günümüz şartlarında sıklıkla gördüğümüz göz kuruluğunun geri dönüşümsüz hasarları oluşmadan tanısı ve tedavisi son derece kolaydır. Gözlerde ışığa aşırı hassasiyet, batma hissi, ağrı, bulanık görme gibi belirtiler varsa; son zamanlarda uzun süreli kitap okuma, ekran karşısında çalışma, televizyon izleme gibi aktiviteleri yapmakta zorlanıyorsanız ve rüzgarda, klimalı ortamlarda aşırı sulanma varsa bir göz doktoruna başvurmanız yeterli olacaktır.

