Sıcak çay kanser riskini artırıyor

07 January 2010 Yazan admin  
Kategori Genel Sağlık, Kanser

Yemek borusu kanserlerinin, tedavi edilmemesi halinde ölümcül bir etkiye sahip olabileceğini kaydeden uzmanlar, sıcak çay başta olmak üzere çok sıcak sıvı tüketiminin sakıncalarının olduğu konusunda uyarılarda bulundu.

Gümüşhane İl Sağlık Müdür Yardımcısı Op. Dr. H. Volkan Kara, çok sıcak çayın yemek borusu kanserine yakalanma riskini artırdığını belirtti.

Yemek borusu kanserine çay gibi sıcak içeceklerin yanı sıra aşırı alkol, sigara, nitrat, nitrit, uyuşturucu kullanımı, salamura yiyeceklerdeki mantar toksinlerin de sebep olacağını belirten Dr. Kara, şu açıklamayı yaptı:

“Günümüzdeki birçok kanser türü gibi yemek borusu kanseri de çevresel etkenlerle yakından ilişkilidir. Bunların başında sigara içmek yer alır. Özellikle alkol kullanımı ve aşırı sıcak içecekler de bu oranı daha fazla artırıyor. Sık ve aşırı sıcak sıvı tüketimini en uygun seviyeye indirmemiz lazım.”

Çayı ve kahveyi 70 dereceden sıcak içmenin kanser riskini 8 kat artırdığını vurgulayan Dr. Kara, “Çayı ve kahveyi çok sıcak içmeyin. Sıcak içeceklerin yeterince soğumasını bekleyerek, yemek borusu kanserlerinde ciddi azalma sağlayabilirsiniz.” diye konuştu.

Daha az kanser

04 January 2010 Yazan admin  
Kategori Kanser

Kanser endüstriyel ülkelerde ve özellikle Fransa’da ikinci ölüm nedenidir. Son 20 yılda bu durum % 60 oranında artmıştır. Sonuç olarak kanserden ölenlerin oranının Avrupa’da, bütün Avrupa ülkelerinde daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. (Avrupa 2000 araştırmaları verilerine göre). Bu bilhassa hastalığı daha korku verici bir hale sokmuştur, özellikle Avrupa’da erkeklerde kanser oranının en yüksek olduğu Fransa’da, Avrupalı toplumlarda kadınlarda dördüncü sırayı alır.

Bütün organlara yayılarak bir yılda 280 bin insana ulaşan kanser vakalarının 150 000′i ölümle sonuçlanmaktadır. Günümüzde iki milyon insan kanserle yaşamaktadır, ama kanser uzmanlarına göre bu aşırı sayı birdenbire belirmemiş, bilinçli olarak toplanmıştır. İçki ve sigara içmeye devam eder ve sanki bu hastalık yokmuş gibi yaşarız. Ciddi hiçbir önlem almadan bu rakamı çevremizdeki kirliliği düşürmeden kurallara rağmen, milyonlarca sigara içmeyen insan diğerleri gibi dumana maruz kalır.

Bütün kanserler düzensiz hücrelerin anormal şekilde çoğalmasına dayanır; her biri aniden farklılaşabilir ve özel faktörlerin birleşmesiyle bu durum sonuçlanabilir. Sigara özellikle solunum yolu kanserlerine yol açmasıyla bilinir, kırmızı et ya da lif eksikliği de bağırsak kanserini tetikler.
Bizim amacımız son derece eksiksiz bir liste sunmak değil, ama çok sık görülen bu dört kanser türü yaşamsal sağlık bilgilerimizde çok etkili bir yere sahiptir.

Akciğer kanseri
Sıranın başında yer alır, bu hastalık toplumsal sağlık açısından çok büyük bir problemdir. Bu hastalık erkeklerde ölümün ilk, kadınlarda ise üçüncü sebebi olan bir yere sahiptir. Son 50 yılda görülürlügü % 20 artmıştır, çünkü kadınlar da ne yazık ki giderek daha çok sigara içmektedir. İngiltere ve Amerika Birle­şik Devletleri’nde bronş kanseri kadınlarda ölümün ilk nedeni olan göğüs kanserinin de önündedir… Akciğer kanserinin sıklığını azaltmak için yapılacak en basit şey sigara içmemek (ve tabii ki hemen bırakmak), ama solunum yolları kanseri oluşumunda başka faktörler de yer alır; örneğin meyve ve sebzelerden yoksun bir beslenme.

Bağırsak kanseri
Üzüntü verici bir şekilde ikinci sırayı alır ve Fransa’da her yıl yaklaşık 16 bin insanın ölümüne sebep olur. iki cinste ayrı ayrı düşünüldüğünde bu kanser erkeklerde prostat ve akciğer kanserinden sonra üçüncü sırayı alır, kadınlarda ise göğüs kanserinden sonra ikinci sırayı alır. Belirgin bir şekilde beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkar ve bugün Okinavva modeli olarak bilinen rejim yardımıyla önlenir. Lifler, folat ve karotenlerle (meyve ve sebzelerde) balıkta (daha az ette ve domuz eti ürünlerinde) yavaş pişirme metodları da korunmak için basit ve çok etkili iyi yöntemlerdir.

Göğüs kanseri
Üçüncü olarak birçok kurbanı olan göğüs kanseri her 11 kadından birinde görülür. Her yıl toplamda yaklaşık 42 bin insanın kansere yakalanışının ve bir yılda 11 bin ölümün nedenidir. Bazı besinler koruyucu olarak açıklanmakta ve bu besinler Okina-wa rejiminde de bulunmaktadır. Bsunlar tamamen günlük tüketilenler arasındadır; soya fasulyesi özellikle isoflavonlar sayesinde yararlıdır; hormonları kanserden korumada çok etkilidir, (göğüs, prostat) ve su yosunları ve nitelikçe zayıf olan et ve süt ürünleri de aynı etkiyi sağlamaktadır. Çok büyük rol oynayan diğer faktörlerden birisi de fiziksel egsersizdir. Birçokaraştırma gerçek bir etkinliğinin yapılmadığını ortaya koymaktadır. Bilim adamlarının verdikleri bir örneğe göre haftada 3-5 saat yürümek son derece yararlıdır. Bu gerçekten de aşırı değildir. Düne ortalama bir saat bile düşmemektedir. Egzersiz göğüs kanserinden korur ve diğer yandan yeterli iyileşmeyi hızlandırır. Yapılan diğer çalışmalar göstermektedir ki spor yumurtalık kanseri riskini de azaltı. Fiziksel etkinlik yalnızca kalbi korumaz, aynı zamanda kanser riskini de güçlü oranda azaltır; özellikle de kadınlarda…

Prostat kanseri
Her yıl 40 bin erkekten daha fazlası prostat kanserine yakalanıyor. Fransa’da erkeklerde akciğer kanserinden sonra, bağırsak kanserinden önce ikinci ölüm nedenidir. 70 yaş üzerinde yakalanılan kanserlerden meydana gelen ölümlerde ise ilk sebep-dir. Görülüyor ki beslenme bir kez da Okinawa’lıların hayatlarını kırtarmaktadır. Örneğin soya, günümüzde beslenme olarak çok zengin bir sebze ve prostat sağlığı açısından inkâr edilemez bir faktördür.”Kanser, alışkanlıklarımıza bağlı olarak tehdit haline gelmiş kötü bir hastalıktır. Bu alışkanlıkların arasında sigara, besinsel değişiklikler, aşırı alkol sayılabilir,” diye belirtiyor David Khayat (Pierre ve Marie Curie Üniversitesi Tıp Profesörü; Pitie Salpetri-ere Hastanesi Kanseroloji Servis Şefi). “Başlıca kanserlerin gelişiminde genetik özellik zayıf bir etkendir, ama her durumda önemlidir: Bağırsak kanseri için % 35, göğüs kanseri için % 27, prostat kanseri için bu oran % 47′dir. Bu oranlar zarfınfa yapılacak pek bir şey yoktur, kanser hastalıkları genlerle taşınırlar. Bazı ikizlerin (aynı geni taşıyan) bunun bir hastalık olarak gelişebileceğini ve diğer yandan “yaşamsal alışkanlıklarımızla gelişme-diğini”nin kanıtıdır. Claudine Junien (INSERM U 383, Genetik Kromozonlar ve Kanser, Necker Hastanesi).

Ve Okinavva’da
Okinawa’da bir kanserin gelişme riski Avrupalılara oranla çok düşüktür. “Hormonlara bağlı” kanserlerin % 80 dolaylarında daha az görüldüğü söylenilebilir. Göğüs kanseri, prostat kanseri ve rahim kanseri bunların arasında en yaygın olanlardır ve bizde ne yazık ki sayısız kurbanları vardır. Okinavva yaşam biçimiyle yaşayanları kesin bir biçimde kanserden korunur.
Kanserin gerçekten çok az olduğu bir dünya düşünün; tanıdığınız hiçbir insan kanserden acı çekmiyor! Kuşkusuz Okina-wa’dasınız!

Riski Arttıranlar
-Sigara
-Alkol (daha çok içmek kanserin ilerleme riskini arttırır)
-Obezite
-Hava kirliliği (atmosferik, ama aynı zamanda böcek ilaçları, hormonsal kirlilik vb.)
-Uyumsuz beslenme (özellikle meyve ve sebzeden yoksun bir beslenme liflerden, flovonoidler ve vitaminlerden ya da aşırı kalori)
-Balıklar ve etler (tuzlanmış)
-Et, balık ve yağlı ızgaralar
-Sedantarite
-Aşırı Hormon tedavileri (hap, klasik menopoz tedavisi vb.)
-Geç gebelik
-Güneş (aşırı)

Önlemeye yardımcılar
-Az kalorili, dengeli, çeşitli sebze olarak zengin (taze ve kuru meyveler ve sebzeler, Tam tahıllar
-Fiziksel egzersiz
-İhtiyaç olarak kilo kaybetmek
-Çay (özellikle yeşil çay)
-Soya (ve ürünleri soya ezmesi)
-Su yosunu -Balık
-İyi yağlar (bitkisel yağlar balık yağı)
-Güneş (ölçülü olarak)
-Kaslı ve ince bir vücut (az yağlı)

MODERN YAŞAM, KADINLARDA MEME KANSERİ RİSKİNİ ARTIRIYOR!

10 December 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser

Dünyada kadınlar arasında en çok görülen kanser olan “meme kanseri”, kadınların ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alıyor. Araştırmalara göre meme kanserinin en sık rastlandığı ülke olan ABD’de her 8 kadından birinde meme kanseri görülüyor. İstatistiki çalışmaların Türkiye için de tehlikenin çok büyük olduğunu gösterdiğini söyleyen Acıbadem Maslak Hastanesi Meme Kliniği’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu, Sağlık Bakanlığı’nın ve üniversitelerin bilgileri birlikte değerlendirildiğinde en iyimser ihtimalle Türkiye’de her 11-12 kadından birinde meme kanseri görüldüğünü ifade etti.

Gelişmiş ve modern yaşama geçmiş ülkelerde meme kanserine rastlanma sıklığının çok daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu, “Bir ülke batılı anlamda ne kadar çok gelişmişse, ne kadar modern bir hayat yaşanıyorsa, bu ülkenin kadınlarında meme kanseri daha çok görülüyor.” dedi. Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu bu durumun sebeplerini söyle sıraladı:

Çocuk doğurmamak: Modern yaşamın en önemli etkilerinden biri olarak kadınlar daha az çocuk doğuruyor ya da kariyer kaygısıyla çocuk konusunu erteleyerek ilerleyen yaşlarda da hiç çocuk sahibi olamıyor.

Emzirmeme: Çocuk sahibi olan kadınlar yoğun iş temposu veya estetik kaygılarla bebeklerini emzirmiyor veya emzirme dönemlerini kısa tutuyorlar.

Hormon alımı: Menopoz belirtileri başladığında önceki yıllarda bunlar çok doğal kabul edilip hiç ilaç alınmadan bu dönem geçiriliyordu. Günümüzde, çok sayıda kadın menopoz şikayetlerini yaşamamak veya menopozu ertelemek için hormon (östrojen, progesteron) kullanıyor. Modern çağda, hormon içeren doğum kontrol haplarının yaygın ve çok uzun yıllarca kullanılması da benzer etkiye sahip.

Aşırı kilo: Şişmanlık (obezite) Amerikan toplumunda olduğu gibi bütün dünyanın problemi. Fast-food ve benzeri aşırı kalorili besinlerle sağlıksız ve düzensiz beslenmenin doğal sonucu şişmanlık oluyor. Özellikle menopozdan sonra hızla kilo alan kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin arttığı bilimsel olarak gösterildi. Menopoz sonrası dönemde kadınlarda östrojen hormonunun ana kaynağı yağ dokularıdır.

Fiziksel aktivitenin azalması: Masa başı çalışma, fazla otomobil kullanımı ve birçok işin internet yoluyla evden çıkmadan halledilmesi gibi modern yaşamın getirileri fiziksel hareketliliği kısıtlıyor. Araştırmalar fiziksel aktivitesi fazla olan insanlarda meme kanserine daha az rastlandığını gösteriyor. Meme kanserine yakalanıp tedavisini tamamlamış kadınlarda fiziksel aktivitelerin artırılması bile sağ kalım oranlarını yükseltiyor.

Stres: Modern ve batı tarzı yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olan stres, bağışıklık sistemi üzerine olumsuz etkileri nedeniyle diğer birçok hastalıkta olduğu gibi meme kanseri için de bir risk etkeni olarak kabul edilebilir.

Alkol: Sosyo-ekonomik yönden gelişmiş ülkelerde daha yaygın kullanılan alkollü içeceklerin fazla miktarda tüketilmesi ile meme kanseri görülme sıklığı arasında ilişki belirlenmiştir.

Kanser Belirtileri

08 December 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser

Tarama testleri karmaşıklık ve mahiyet açısından değişiklikler gösterir. En yaygın bir şekilde kullanılan testlerin çoğu yüksek risk altındaki kişilerde sık görülen kanser biçimlerini bulacak şekilde tasarlanmıştır. Kanser tarama testleri pratik olmalıdır. Yapılan test, kanseri, tamamen iyileşme şansının hâlâ yüksek olacağı şekilde erken belirlemelidir.

Emniyet de önemli bir konudur. Test başlı başına tehlikeli bir sağlık riskini yaratmamalıdır. Bundan yirmi yıl önce meme kanserini belirlemek için kullanılan mamografı işlemi, gövdeyi oldukça yüksek radyasyona maruz bırakıyordu ve kanserin gelişmesinde başlı başına bir faktör oluyordu. Ancak bugün mamografi ile kadınlar yalnızca küçük miktarlarda radyasyona maruz kalmakta, böylelikle muayene daha emniyetle olmaktadır.

Kanser için periyodik tarama testleri tüm kanser vakalarında ve çeşitlerinde aynı önleyici değere sahip değildir, örneğin akciğer kanserinde, özellikle eğer sigara içiyorsanız, ara sıra göğüs röntgeninin çekilmesi veya balgam tahlili, yaşamınızı sürdürme şansını belirgin bir şekilde artırmayacaktır. Erken dönemde test etme hâlâ önemli olmasına rağmen, akciğer kanserinde yaşama oranı hâlâ yüzde 15 in altındadır. Sonuç olarak, eğer sigara içiyorsanız veya evinizde veya işyerinizde kimyasal maddelere maruz kalıyorsanız, akciğer kanserinin taranması konusunda öğütlerini almak için doktorunuza başvurunuz. Ancak hastalığın belirtilerini gözlemekten daha önemli olan bir şey, potansiyel karsinojenlere (kansere neden olan maddelere) maruz kalmanızı azaltacak her şeyi denemektir. Sigarayı bırakmak böylesi stratejilerden biridir.

Diğer kanserler yaşama oranı belirgin bir şekilde artacak kadar erken teşhis edilebilir. Aşağıda belirtilen kanser tarama testleri, Amerikan Kanser Derneği tarafından önerilen kanser önleme programının bir parçasıdır.

Meme Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Memede herhangi bir sertlik veya kitle, veya meme uçlarından gelen akıntı veya kan.

Kanser Riski Faktörleri: Meme kanseri genellikle elli yaşın üzerinde olan kadınlarda; hiç çocuğu olmamış kadınlarda, ilk çocuklarını otuz yaşından sonra doğuran kadınlarda, hiç emzirmemiş olan kadınlarda, ideal ağırlıklarının yüzde 40 üzerinde olan kadınlar ile cinsel olgunluğa gecikmiş olarak gelen veya gecikmiş menapozu olan kadınlarda ve ailesinde (anne veya kızkardeşlerde) menapoz öncesi meme kanseri olayı olan kadınlarda ortaya çıkar.

Check-up Kuralları: Her kadın ayda bir defa göğüslerini dikkatlice muayene etmelidir.

Buna ek olarak yirmi ile kırk yaş arasında olan kadınların her üç yılda bir göğüslerini bir hekime muayene ettirmesi gerekir. Kırk yaşın üzerinde olan kadınların bu muayeneyi her yıl yaptırması gerekir. Eğer kırk yaşın altındaysa-nız, ailenin geçmişinde göğüs kanseri yoksa yüksek risk gruplarından birine girmiyorsunuz demektir ve mamografinin alınmasına gerek duyulmayabilir. Eğer kırk ile kırkdokuz yaşlan arasında iseniz, herhangi bir belirti veya kitle yoksa ve ailenizde göğüs kanseri geçiren biri yoksa yalnızca basit bir mammogram yaptırın. Elli yaşından sonra mammogramı her yıl yaptırın. Eğer ailenizde göğüs kanseri varsa, yaşınıza aldırmaksızın her yıl bir mammogram yaptırın.

Testis Kanseri

Uyarıcı Belirtilen Teslislerde herhangi bir kitle veya boyutlarında değişiklik.

Kanser Riski Faktörleri: Yaşlı erkeklerden daha çok genç erkeklerde ortaya çıkar (kırk yaşından sonra fazla görülmez); normal yerine inmemiş testisler.

Check-up Kuralları: ilk gençlik yıllarının son dönemlerinden başlayarak tüm yaştaki erkekler her ay teslislerini muayene etmelidirler.

Kolorektal (Kalın Bağırsak ve Rektum) Kanser

Uyarıcı Belirtilen Herhangi bir rektal (makattan gelen) kanama veya dışkılama alışkanlıklarında uzun dönemli değişiklik.

Kanser Riski Faktörleri: Aile üyelerinden birinde geçmişte kolorektal polip (iyi huylu tü-moral oluşum) veya kolorektal kanser veya kronik ülserleşmiş kolit olması.

Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan kadın ve erkeklerin her yıl dijital (parmakla) rektal muayeneden geçmesi gerekir. Bundan öte elli yaşın üzerinde olan erkek ve kadınların en azından iki yılda bir sigmoidoskopik muayeneden geçmesi (sigmoidoskop ile kolon içinin muayenesi) ve her yıl kan bulunup, bulunmadığının kontrolü için feces (dışkı) testini yaptırması gerekir.

Akciğer Kanseri

Uyarıcı işaretlen Rahatsız eden bir öksürük, öksürürken kan gelmesi ve akciğer iltihabı veya bronşit nöbetleri; göğüste ağrı.

Kanser Riski Faktörleri: Çok sigara içmek ve özellikle astbest olmak üzere çevre kirletici maddelere maruz kalmak.

Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan herkesin bir göğüs röntgeni çektirmesi gerekir. Bunu takip eden göğüs röntgenleri doktorunuzun kişisel kararına göre yapılacaktır.

Servikal (Rahim Boynu) Kanser

Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama.

Kanser Riski Faktörleri: Genital (Cinsel) bölgelerde kabarcıklar oluşturan deri iltihaplan veya genital siğil enfeksiyonları-, ergenlik çağına geldikten kısa bir süre sonra cinsel ilişkiye girme veya çok fazla cinsel ilişki partnerinin olması.

Check-up Kuralları: Onsekiz yaşına gelen kadınların veya seksüel olarak aktif olanların her yıl Pap testi yaptırması ve pelvik muayeneden geçmesi gerekir. Birbirini takip eden üç veya daha fazla normal sonuç veren yıllık muayenenin ardından doktorunuz Pap testinin daha az aralıklarla yapılmasına karar verebilir.

Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama.

Kanser Riski Faktörleri: Geçmişte kısırlık olması veya yumurtlama olmaması; menapozun geç başlaması veya uzun süreli östrojen tedavisi, vücutta aşırı yağlanma; çok fazla sigara içmek.

Check-up Kuralları: Menapoza geldikten sonra geçmişinde kısırlık, aşırı şişmanlık, yfmurtlayamama, anormal rahim kanaması veya östrojen tedavisi olan kadınların endo-metriyal biyopsi yaptırmaları gerekir.

İdrar Yolu ve Mesane Kanseri

Uyarıcı işaretler: idrarda kan; sırt ağrısı; kilo ve iştah kaybı, sürekli ateş; anemi (kansızlık).

Kanser Riski faktörleri: Elli yaşın üzerinde olan erkeklerde-, çok fazla sigara içenlerde, geçmişte kronik idrar yolu enfeksiyonlarından rahatsız olanlarda daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Komple fiziki muayeneniz sırasında yapılan rutin idrar tahlilleri idrarınızda kan olup olmadığını (hemıtüri) gösterecektir. Eğer hematüri bulunursa, doktorunuz anormal bir doku da bulursa, biyopsi de dahil olmak üzere sistoskopik bir muayene yapabilir. Doktorunuz bir böbrek filmi de isteyebilir.

Ağız Kanseri

Uyarıcı işaretler: Ağzınızın renginde herhangi bir değişiklik veya ağzınızda iyileşmeyen herhangi bir yara.

Kanser Riski Faktörleri: Genellikle kırkbeş yaşın üstünde erkeklerde, çok fazla sigara içenlerde ve özellikle çok fazla alkol kullanımı ile birlikte dumansız tütün kullananlarda (tütün çiğneyenlerde) daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Eğer iyileşmeyen bir yara varsa doktorunuza veya diş hekiminize başvurun.

Gırtlak Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Boğuk seslilik.

Kanser Riski Faktörleri: Çok fazla sigara içmek, eğer fazla miktarda alkol kullanımı ile birlikte oluyorsa.

Check-up Kuralları: Konuşma özelliğinizde herhangi bir değişiklik olması durumunda bir boğaz uzmanı tarafından yapılan muayene veya eğer çok fazla sigara içiyorsanız yıllık muayene.

Prostat Kanseri

Uyarıcı Belirtilen idrara çıkmada zorluk; sırtın alt kısmında sürekli bir ağrı, pelvis veya kasıkların üst kısmında sürekli ağri; idrarda kan.

Kanser Riski Faktörleri-. Yetmiş yaşın üzerinde olan erkeklerde daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Eğer kırk yaşın üzerinde iseniz, periyodik tıbbi muayeneniz sırasında bir dijital (parmakla) rektal muayeneden de geçmeniz gerekir.

Cilt Kanseri

Uyarıcı Belirtilen Düzensiz sınırları olan küçük bir lezyon (yara, bere) ve vücutta veya kol ve bacaklarda kırmızı, beyaz, mavi veya mavi-siyah lekeler; cildin herhangi bir yerinde rengi inci beyazından siyaha kadar değişen yumru veya lezyonlar; avuç içi, ayak tabanı, el ve ayak parmaklarının uç kısımlarında koyu renkli lezyonlar; güneşe maruz kalmış cilt üzerinde daha koyu renkli beneklerle birlikte geniş kah-verengimsi lekeler; cildin herhangi bir yerinde kırmızımsı mor lekeler; ayak parmakları veya bacakta mor-kahverengi veya koyu mavi no-düller; yüz, kulak veya boyunda inci gibi veya mumlu gibi yumru veya şişler-, göğüs veya sırtta düz, ten rengi veya kahverengi yara izine benzer lezyonlar; yüz, kulaklar, boyun, eller veya kollarda pullu veya kabukla kaplı yüzeyi olan düz lezyon veya kırmızı nodul; herhangi bir bende görülen değişiklik veya iyileşmeyen bir yara.

Kanser Riski Faktörleri: Kadın ve erkeklerde kızıl saç, açık cilt rengi veya gözlerin mavi olması; çocuklukta ciddi güneş yanığı olması; ailenin geçmişinde doğum lekeleri veya benler (displastik nevüs doğumda mevcut ben oluşumu sendromu.)

Check-up Kuralları: Eğer yukarıda sıralanan uyarıcı belirtilere sahip herhangi bir cilt lezyo-nunuz varsa doktorunuza danışınız.

Kanser Belirtileri

25 November 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser

Tarama testleri karmaşıklık ve mahiyet açısından değişiklikler gösterir. En yaygın bir şekilde kullanılan testlerin çoğu yüksek risk altındaki kişilerde sık görülen kanser biçimlerini bulacak şekilde tasarlanmıştır. Kanser tarama testleri pratik olmalıdır. Yapılan test, kanseri, tamamen iyileşme şansının hâlâ yüksek olacağı şekilde erken belirlemelidir.

Emniyet de önemli bir konudur. Test başlı başına tehlikeli bir sağlık riskini yaratmamalıdır. Bundan yirmi yıl önce meme kanserini belirlemek için kullanılan mamografı işlemi, gövdeyi oldukça yüksek radyasyona maruz bırakıyordu ve kanserin gelişmesinde başlı başına bir faktör oluyordu. Ancak bugün mamografi ile kadınlar yalnızca küçük miktarlarda radyasyona maruz kalmakta, böylelikle muayene daha emniyetle olmaktadır.

Kanser için periyodik tarama testleri tüm kanser vakalarında ve çeşitlerinde aynı önleyici değere sahip değildir, örneğin akciğer kanserinde, özellikle eğer sigara içiyorsanız, ara sıra göğüs röntgeninin çekilmesi veya balgam tahlili, yaşamınızı sürdürme şansını belirgin bir şekilde artırmayacaktır. Erken dönemde test etme hâlâ önemli olmasına rağmen, akciğer kanserinde yaşama oranı hâlâ yüzde 15 in altındadır. Sonuç olarak, eğer sigara içiyorsanız veya evinizde veya işyerinizde kimyasal maddelere maruz kalıyorsanız, akciğer kanserinin taranması konusunda öğütlerini almak için doktorunuza başvurunuz. Ancak hastalığın belirtilerini gözlemekten daha önemli olan bir şey, potansiyel karsinojenlere (kansere neden olan maddelere) maruz kalmanızı azaltacak her şeyi denemektir. Sigarayı bırakmak böylesi stratejilerden biridir.

Diğer kanserler yaşama oranı belirgin bir şekilde artacak kadar erken teşhis edilebilir. Aşağıda belirtilen kanser tarama testleri, Amerikan Kanser Derneği tarafından önerilen kanser önleme programının bir parçasıdır.

Meme Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Memede herhangi bir sertlik veya kitle, veya meme uçlarından gelen akıntı veya kan.

Kanser Riski Faktörleri: Meme kanseri genellikle elli yaşın üzerinde olan kadınlarda; hiç çocuğu olmamış kadınlarda, ilk çocuklarını otuz yaşından sonra doğuran kadınlarda, hiç emzirmemiş olan kadınlarda, ideal ağırlıklarının yüzde 40 üzerinde olan kadınlar ile cinsel olgunluğa gecikmiş olarak gelen veya gecikmiş menapozu olan kadınlarda ve ailesinde (anne veya kızkardeşlerde) menapoz öncesi meme kanseri olayı olan kadınlarda ortaya çıkar.

Check-up Kuralları: Her kadın ayda bir defa göğüslerini dikkatlice muayene etmelidir.

Buna ek olarak yirmi ile kırk yaş arasında olan kadınların her üç yılda bir göğüslerini bir hekime muayene ettirmesi gerekir. Kırk yaşın üzerinde olan kadınların bu muayeneyi her yıl yaptırması gerekir. Eğer kırk yaşın altındaysa-nız, ailenin geçmişinde göğüs kanseri yoksa yüksek risk gruplarından birine girmiyorsunuz demektir ve mamografinin alınmasına gerek duyulmayabilir. Eğer kırk ile kırkdokuz yaşlan arasında iseniz, herhangi bir belirti veya kitle yoksa ve ailenizde göğüs kanseri geçiren biri yoksa yalnızca basit bir mammogram yaptırın. Elli yaşından sonra mammogramı her yıl yaptırın. Eğer ailenizde göğüs kanseri varsa, yaşınıza aldırmaksızın her yıl bir mammogram yaptırın.

Testis Kanseri

Uyarıcı Belirtilen Teslislerde herhangi bir kitle veya boyutlarında değişiklik.

Kanser Riski Faktörleri: Yaşlı erkeklerden daha çok genç erkeklerde ortaya çıkar (kırk yaşından sonra fazla görülmez); normal yerine inmemiş testisler.

Check-up Kuralları: ilk gençlik yıllarının son dönemlerinden başlayarak tüm yaştaki erkekler her ay teslislerini muayene etmelidirler.

Kolorektal (Kalın Bağırsak ve Rektum) Kanser

Uyarıcı Belirtilen Herhangi bir rektal (makattan gelen) kanama veya dışkılama alışkanlıklarında uzun dönemli değişiklik.

Kanser Riski Faktörleri: Aile üyelerinden birinde geçmişte kolorektal polip (iyi huylu tü-moral oluşum) veya kolorektal kanser veya kronik ülserleşmiş kolit olması.

Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan kadın ve erkeklerin her yıl dijital (parmakla) rektal muayeneden geçmesi gerekir. Bundan öte elli yaşın üzerinde olan erkek ve kadınların en azından iki yılda bir sigmoidoskopik muayeneden geçmesi (sigmoidoskop ile kolon içinin muayenesi) ve her yıl kan bulunup, bulunmadığının kontrolü için feces (dışkı) testini yaptırması gerekir.

Akciğer Kanseri

Uyarıcı işaretlen Rahatsız eden bir öksürük, öksürürken kan gelmesi ve akciğer iltihabı veya bronşit nöbetleri; göğüste ağrı.

Kanser Riski Faktörleri: Çok sigara içmek ve özellikle astbest olmak üzere çevre kirletici maddelere maruz kalmak.

Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan herkesin bir göğüs röntgeni çektirmesi gerekir. Bunu takip eden göğüs röntgenleri doktorunuzun kişisel kararına göre yapılacaktır.

Servikal (Rahim Boynu) Kanser

Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama.

Kanser Riski Faktörleri: Genital (Cinsel) bölgelerde kabarcıklar oluşturan deri iltihaplan veya genital siğil enfeksiyonları-, ergenlik çağına geldikten kısa bir süre sonra cinsel ilişkiye girme veya çok fazla cinsel ilişki partnerinin olması.

Check-up Kuralları: Onsekiz yaşına gelen kadınların veya seksüel olarak aktif olanların her yıl Pap testi yaptırması ve pelvik muayeneden geçmesi gerekir. Birbirini takip eden üç veya daha fazla normal sonuç veren yıllık muayenenin ardından doktorunuz Pap testinin daha az aralıklarla yapılmasına karar verebilir.

Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama.

Kanser Riski Faktörleri: Geçmişte kısırlık olması veya yumurtlama olmaması; menapozun geç başlaması veya uzun süreli östrojen tedavisi, vücutta aşırı yağlanma; çok fazla sigara içmek.

Check-up Kuralları: Menapoza geldikten sonra geçmişinde kısırlık, aşırı şişmanlık, yfmurtlayamama, anormal rahim kanaması veya östrojen tedavisi olan kadınların endo-metriyal biyopsi yaptırmaları gerekir.

İdrar Yolu ve Mesane Kanseri

Uyarıcı işaretler: idrarda kan; sırt ağrısı; kilo ve iştah kaybı, sürekli ateş; anemi (kansızlık).

Kanser Riski faktörleri: Elli yaşın üzerinde olan erkeklerde-, çok fazla sigara içenlerde, geçmişte kronik idrar yolu enfeksiyonlarından rahatsız olanlarda daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Komple fiziki muayeneniz sırasında yapılan rutin idrar tahlilleri idrarınızda kan olup olmadığını (hemıtüri) gösterecektir. Eğer hematüri bulunursa, doktorunuz anormal bir doku da bulursa, biyopsi de dahil olmak üzere sistoskopik bir muayene yapabilir. Doktorunuz bir böbrek filmi de isteyebilir.

Ağız Kanseri

Uyarıcı işaretler: Ağzınızın renginde herhangi bir değişiklik veya ağzınızda iyileşmeyen herhangi bir yara.

Kanser Riski Faktörleri: Genellikle kırkbeş yaşın üstünde erkeklerde, çok fazla sigara içenlerde ve özellikle çok fazla alkol kullanımı ile birlikte dumansız tütün kullananlarda (tütün çiğneyenlerde) daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Eğer iyileşmeyen bir yara varsa doktorunuza veya diş hekiminize başvurun.

Gırtlak Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Boğuk seslilik.

Kanser Riski Faktörleri: Çok fazla sigara içmek, eğer fazla miktarda alkol kullanımı ile birlikte oluyorsa.

Check-up Kuralları: Konuşma özelliğinizde herhangi bir değişiklik olması durumunda bir boğaz uzmanı tarafından yapılan muayene veya eğer çok fazla sigara içiyorsanız yıllık muayene.

Prostat Kanseri

Uyarıcı Belirtilen idrara çıkmada zorluk; sırtın alt kısmında sürekli bir ağrı, pelvis veya kasıkların üst kısmında sürekli ağri; idrarda kan.

Kanser Riski Faktörleri-. Yetmiş yaşın üzerinde olan erkeklerde daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Eğer kırk yaşın üzerinde iseniz, periyodik tıbbi muayeneniz sırasında bir dijital (parmakla) rektal muayeneden de geçmeniz gerekir.

Cilt Kanseri

Uyarıcı Belirtilen Düzensiz sınırları olan küçük bir lezyon (yara, bere) ve vücutta veya kol ve bacaklarda kırmızı, beyaz, mavi veya mavi-siyah lekeler; cildin herhangi bir yerinde rengi inci beyazından siyaha kadar değişen yumru veya lezyonlar; avuç içi, ayak tabanı, el ve ayak parmaklarının uç kısımlarında koyu renkli lezyonlar; güneşe maruz kalmış cilt üzerinde daha koyu renkli beneklerle birlikte geniş kah-verengimsi lekeler; cildin herhangi bir yerinde kırmızımsı mor lekeler; ayak parmakları veya bacakta mor-kahverengi veya koyu mavi no-düller; yüz, kulak veya boyunda inci gibi veya mumlu gibi yumru veya şişler-, göğüs veya sırtta düz, ten rengi veya kahverengi yara izine benzer lezyonlar; yüz, kulaklar, boyun, eller veya kollarda pullu veya kabukla kaplı yüzeyi olan düz lezyon veya kırmızı nodul; herhangi bir bende görülen değişiklik veya iyileşmeyen bir yara.

Kanser Riski Faktörleri: Kadın ve erkeklerde kızıl saç, açık cilt rengi veya gözlerin mavi olması; çocuklukta ciddi güneş yanığı olması; ailenin geçmişinde doğum lekeleri veya benler (displastik nevüs doğumda mevcut ben oluşumu sendromu.)

Check-up Kuralları: Eğer yukarıda sıralanan uyarıcı belirtilere sahip herhangi bir cilt lezyo-nunuz varsa doktorunuza danışınız.

Meme kanserini karşı enzim umudu

17 August 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser

Japon bilim adamları, meme kanserini bastırdığını düşündükleri bir enzim buldu. Nature Cell Biology dergisinde yayımlanan makalede, CHIP enziminin, kansere yol açan proteinlerin sayısını azaltarak, hastalığın yayılmasını önleyebildiği belirtildi.

Bilim adamları, farelere biri CHIP enzimi taşıyan, diğeriyse taşımayan iki çeşit insan zmeme kanseri hücresi enjekte etti.

Araştırma sonunda, CHIP enzimli hücrelerin bulunduğu farelerdeki tümörün, enzimin bulunmadığı farelere oranla çok daha küçük olduğu belirlendi.

Araştırmayı yapanlardan Junn Yanagisawa, “Vardığımız sonuç, CHIP proteininin meme tümörünün büyümesini ve metastazı önlediğidir” dedi.

Meme kanseri tedavisinde, tümördeki CHIP proteini seviyesini ölçmenin, tedavi açısında önemli bir bilgi sağlayacağını belirten Yanagisawa, “Dahası, CHIP proteini seviyesini ve faaliyetini artıran yeni bir tedavi yöntemi bulunabilir” dedi.

Meme kanseri, akciğer kanserinden sonra en yaygın kanser türü.

İdrar prostat kanseri teşhisini kolaylaştırabilir

17 August 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser

Bilim dünyasında, idrardaki bir molekülün hızlı gelişen prostat kanserinin teşhisini kolaylaştırabileceği konuşuluyor… Prostat hücreleri kültürüne sarkozin eklendiğinde hücrelerin vücutta “yayılabilen” kanser hücrelerine dönüştüğünü gören araştırmacılar, bunun, sarkozinin prostat kanserinde önemli bir rol oynadığının göstergesi olabileceğini belirttiler.

ABD’nin Michigan Üniversitesinden Arul Chinnaiyan ve ekibi, kanserli hastaların doku, idrar ve kan örneklerini sağlıklı kişilerinkiyle karşılaştırdı. Agresif (hızlı gelişen) prostat kanseri vakalarında hastaların özellikle idrarında büyük oranda “sarkozin” molekülüne rastlandı.

Sarkozin seviyesinin, alınan metastazlı örneklerin yüzde 79’unda ve başlangıç düzeyindeki kanser örneklerinin yüzde 42’sinde yüksek olduğunu belirten bilim adamları, bu moleküle “sağlam” hücrelerde rastlamadı.

Nature dergisinde yer alan araştırma, yeni teşhis ve tedavi yolları için umut olarak görülüyor. Ancak idrar testinin uygulanmasına başlamadan önce araştırmanın doğrulanması gerekiyor.

Prostat kanserinin teşhisinin zor yanı, kanserin aşamasının belirlenmesi. Kanserin hızlı ya da yavaş gelişen bir kanser olarak nitelendirilmesinin ardından uygun tedavi uygulanıyor.

Prostat erken fark edilirse sorun değil

17 August 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser

Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerde 45 yaşından sonra prostat kanseri riski başlıyor. Günümüzde akciğer kanserinden sonra en yaygın kanser türünün prostat olduğunu belirten uzmanlar, erken fark edilen prostat kanserinin yüzde 100′e yakın bir oranla tedavi edildiğini söylüyor.

PSA denilen kan tahlili ile kolaylıkla teşhis edilebilen prostat kanserinde erken tanının büyük önem taşıdığını kaydeden Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Eyüp Gümüş, eskiden PSA yapılamadığı için pek çok erkeğin prostat kanserinden dolayı hayatını kaybettiğini vurguladı.

Gümüş, açıklamasında, “PSA’dan şüpheleniyorsak, prostattan parça alıp patolojiye gönderiyoruz. Erken tanı konulursa hasta yüzde 100′e yakın bir oranla tedavi edilebilir. Çünkü etkin tedavi yöntemleri var. Ne kadar geç yakalanırsa, kanserin saldırganlığı ve ölüm riski artar” ifadesini kullandı.

Protein ağırlıklı beslenme, çevresel faktörler, gen mutasyonları ve daha pek çok nedenden dolayı prostat kanseri yaşının gittikçe düştüğüne dikkati çeken Gümüş, şunları kaydetti:

“Prostatta yaşlar biraz daha aşağı çekildi. 50 yaşından sonra prostat kanseri riski başlıyor. Hedef, 80 yaşın altında aktif yaşam sırasında prostat kanserinin yakalanmasıdır. Bunlar iyi takip edilirse iyi huylu kanserse, tedavisi başarılı oluyor.”

Da Vinci robotu ile prostat ameliyatı
Doç. Dr. Eyüp Gümüş, prostat kanseri tanısı konulduktan sonra açık ameliyat, prostata ışın tedavisinin yapılması ve laparoskopik kapalı prostat ameliyatlarının yapılabildiğini kaydederek, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kısa bir zaman önce alınan dünyanın en gelişmiş ameliyat robotu “Da Vinci” ile radikal prostektomi ameliyatlarının yapıldığını belirtti.

Bu yöntemle sinirler korunarak prostatın blok olarak çıkarıldığını ifade eden Gümüş, “Da Vinci” ile ameliyatların küçük bir kesi ile yapıldığını ve tümörün prostatla sınırlı olduğu durumlarda bu yöntemin en etkin tedavi yöntemi olduğunu dile getirdi.

Gümüş, Da Vinci’nin hekime de büyük bir kolaylık sağladığına işaret ederek, playstation rahatlığında ameliyat yaptıklarını ifade etti.

Tiroid kanseri iyot eksikliğinde artıyor

17 August 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser

Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 40’ında çeşitli tiroid bezi hastalıkları bulunuyor. Araştırmalar, Türkiye’de kişilerin günlük almaları gereken iyotun ortalama 4’te birini aldıklarını gösteriyor.

Boynun hemen ön kısmında kelebek şeklinde bulunan tiroid bezi, ürettiği hormonlarla vücuda adeta bir pil gibi enerji sağlıyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Tiroid Hastalıkları Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Mete Düren, Türkiye’de yaklaşık 20-30 milyon tiroid hastası olduğunun kabul edildiğini söyledi.

Guatr oluşumunda, iyot eksikliği, çevre faktörleri, ırsi faktörler ve bünyesel faktörlerin etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mete Düren, şöyle devam etti:

“Araştırmalar, Türkiye’de kişilerin günlük almaları gereken iyotun ortalama olarak 4’te birini aldıklarını gösteriyor. İyot eksikliği olan Orta Avrupa ülkelerinde fırınlarda pişen ekmeğe ve sofrada kullanılan tuza eklenen iyotla eksiklik ve buna bağlı gelişen guatr sorunu büyük ölçüde çözülmüştür. Türkiye’de iyotun guatrı olmayan kişilerce korunmak amacı ile alınması gerekir. Aksi takdirde guatrı olan hasta bundan kurtulmak amacı ile iyot aldığı takdirde bunun faydadan çok zararı olmaktadır.”

Trafik kazasında ölme riski daha yüksek
Troid kanserlerinin büyük çoğunluğunun çok selim tabiatlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Düren, “Tiroid kanserinden bir hastanın ölmesi, ABD’de by-pass ameliyatlı bir hastanın yaşam şansı ile aynı tutuluyor. Bizde ise hastanın trafik kazalarından yaşamını yitirme olasılığı daha yüksek görülüyor” ifadesine yer verdi.

Genetik faktör ortadan kaldırılıyor
Tiroid kanserinde son yıllarda kaydedilen çok önemli gelişmelerden birinin de medüller tipte tiroid kanseri olan anne veya babanın kanında yapılan genetik bir araştırma ile çocuğuna bu hastalığın geçip geçmeyeceğinin anlaşılması olduğunu belirten Düren, şöyle devam etti:

“Çocuklarında da bu test pozitif çıkarsa o çocuğun 25-30 yaşına kadar tiroid kanserine yakalanacağı yüzde 100 olduğundan bu çocuklarda koruyucu olarak tiroid bezi tamamen alınıyor ve yüzde 100 şifa sağlanıyor. Bu genetiğin tıbba uygulama alanında yapmış olduğu en önemli katkılardan biri olarak kabul ediliyor. Bizim de böyle hastalarımız ve ailelerimiz var. Ancak çocuklarında hiçbir hastalık yokken annelerini çocuklarını ameliyat ettirmeye ikna etmek oldukça zor görünüyor.”

Stres kanser riskini artırıyor

17 August 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser

Uzmanlarca yapılan bir araştırmada, hemen hemen tüm psikiyatrik hastalıklarda vücutta oksidatif stresin arttığı ve vücudun savunma mekanizmasını önemli ölçüde etkilediği tespit edildi.

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Savaş, geçen yılın mart ayında düzenlenen 5. Ulusal Anksiyete Kongresi’nde “Obsesif Kompulsif Bozuklukta Serüloplazmin Düzeyleri” adlı çalışmayla En İyi Genç Araştırmacı Ödülü’nü aldıklarını, bu çalışmada takıntı hastalığı (obsesif kompulsif bozukluk) yaşayan hastalarda serüloplazmin (bir antioksidan madde) düzeylerinin yüksek olduğunun gösterildiğini belirtti.

Savaş, vücudun ortaya çıkan oksidatif stresle (vücutta oksijenle oluşan bir dizi kimyasal reaksiyonun ortaya çıkan zararlı ürünlerinin yol açtığı zorlanma) başa çıkmak için bazı kimyasalları salgılamak zorunda olması nedeniyle serüloplazmini de yüksek olarak salgılamak zorunda olduğunu, serüloplazminin antioksidan bir madde olduğunu, vücudun salgıladığı oksidatif stres parametrelerine karşı koruyucu bir madde olduğunu ifade etti.

Sigara DNA’da hasara yol açıyor
Prof. Dr. Savaş, vücuttaki her tür kimyasal reaksiyonun bir yan ürün olarak oksidasyon ürünlerini ortaya koyduğunu, bu ürünlerin ise vücuda zarar verdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Vücuda en fazla ek oksidatif katkıyı sigara yapar. Bu anlamda sigara, vücudun oksidatif yükünü artıran, vücuttaki dokulara en çok zarar veren dış kimyasallardandır. Bu nedenle sigara, vücutta DNA’yı bile hasarlayarak yani vücudun en merkezinde bulunan bilgi kaynağını da hasarlayarak kanser ve bir dizi olumsuz hadiseye yol açar. Bunun gibi herhangi bir kimyasal reaksiyon da vücuttaki oksidatif ürünleri ortaya çıkarıyor.”

Haluk Savaş, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Akyol, eski Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Biyokimya Laboratuvarı Şefi Prof. Dr. Özcan Erel’in de katıldığı birçok araştırmalarında psikiyatri hastalarında kimyasal oksidatif stres parametrelerinin nelere yol açtığını incelediklerini söyledi.

Kanser riski artıyor
“İki açıdan değerlendirdik, yani hem vücut üzerinde zararlı ürünlerin oksidatif parametrelerin psikiyatrik hastalıklarda yükselip yükselmediği hem de vücudun tüm bunlara karşı bir savunma sisteminin ne düzeyde olduğu üzerinde çalıştık” diyen Savaş, şunları kaydetti:

“Hemen tüm psikiyatrik hastalıklarda vücutta oksidatif stres, yıkım ürünleri, zararlı ürünler artıyor, buna göre hücre yaşlanması veya hücrenin DNA’sının bozulması ve kanser riski artma ihtimalinden söz etmek mümkün hale geliyor. Bunun yanında da özellikle psikiyatrik hastalarda antioksidan sisteminin yani vücudun oksidasyona direncinin daha düşük olduğu veya zaman içerisinde bununla mücadele etmekten aciz kaldığı, düştüğü gibi bir gözlemimiz var.

Zaten psikiyatrik hastalıklar bugüne kadar bilinir ki insanların daha erken yaşta ölmelerine veya daha kısa sürede yaşlanmalarına neden olmaktadır. Bunu birçok kişi de gözler, gündelik yaşama da yansımıştır. ‘Ne sıkıntın var ki saçların ağardı, yaşlandın’ gibi sözler söylenir. Aslında ruhsal olumsuzluklar ile yaşlılık ve çökme gibi vücudun genel gidişindeki kötülük arasında halk da ilişki kurmuştur. Yani bu anlamda bizim oksidatif stresle ilgili yaptığımız çalışmalar da bir manada bunu daha derinlemesine ortaya koyan özellikler göstermektedir.”

Sonraki yazılar »