Kas ve eklem ağrıları Avrupa ekonomilerine yılda 240 milyar €’ya mal oluyor
15 October 2009 Yazan admin
Kategori Solunum Sağlığı
->
Yeni araştırma, kas-iskelet sistemi hastalıklarının (KİSH’ler) diğer herhangi bir sağlık koşuluna oranla daha fazla hasta olarak geçirilen günden sorumlu olduğunu ortaya koyuyor.
Yapılan yeni bir araştırma, kas-iskelet sistemi hastalıklarının (KİSH’ler), Avrupa Birliği’nde, hastalık nedeniyle işten alınan izinlerin yaklaşık yarısından (%49) ve kalıcı iş göremezliğin ise %60’ından sorumlu olduğunu ortaya koydu. Kas ve eklem ağrısından kaynaklanan sağlık sorunlarının bunun gibi sosyo-ekonomik sonuçları, Avrupa toplumu için 240 milyar €’luk tahmini bir maliyete neden oluyor.1
İngiltere merkezli bir araştırma kuruluşu olan The Work Foundation tarafından 25 Avrupa ülkesinde, yürütülen bu çığır açan araştırma, – yaklaşık 40 milyonu çalışan olan – 100 milyon Avrupalı’nın kronik kas-iskelet sistemi ağrısı yaşadığını ve bu kişilerin %40 kadarının, durumları nedeniyle çalışmayı bırakmak zorunda kaldıklarını gösteriyor.
The Work Foundation’ın İdari Müdürü Stephen Bevan, “KİSH’ler açıkça AB’nin işgücü üzerinde açıkça ciddi bir olumsuz etki yaratıyor; bu hastalıklar milyonlarca kayıp iş gününden sorumlu, sadece İngiltere’de kayıp iş günü sayısı 9.5 milyon gün” diyor ve ekliyor: “Avrupa artık küresel ekonomik durgunluktan kurtulma mücadelesi verirken, politikacıların ele alması gereken bir konu da, genellikle çok ağrılı bu tür sağlık koşulları nedeniyle işletmelerdeki işgücü verimliliğinin, nasıl düştüğü olmalıdır.”
Erken müdahale fark yaratıyor
Avrupa’yı kapsayan bu araştırma, KİSH’lerin erken teşhisi ve bu hastalıklara erken müdahalenin, devletlerin sağlık ve işgöremezlik bütçelerinin yükünü hafiflettiğini ve Avrupa vatandaşlarının yaşam kalitesini – ve çalışanların performansını – ölçülebilir düzeyde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, Fit for Work raporu, genel olarak hastalıkların özel olarak ise KİSH’lerin tedavi maliyet etkinliğini değerlendirmek için, yeni ve daha kapsamlı bir yöntem öneriyor.Bu yöntem tıbbi giderlerin maliyetine ek olarak iş verimliliği gibi daha geniş sosyoekonomik etmenleri de KİSH’lerin ve diğer kronik hastalıkların tedavisine yönelik maddi ve tıbbi değerlendirmeye dahil ediyor. Rapor, bu yaklaşımın; tanı, koruyucu tedavi ve tedavinin maliyet ve faydalarını daha bütüncül ve daha gerçekçi bir şekilde değerlendirmeyi sağlayacağını ileri sürüyor.
The Work Foundation’ın kıdemli araştırmacısı Tatiana Quadrello, “Fit for Work araştırması, erken müdahalenin, KİSH’si olan kişilerin iş başında kalabilmesini sağlamanın kilit faktörü olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu bize, hükümetlerin ve sağlık profesyonellerinin müdahale politikalarını ele alırken bunu göz önünde bulundurmayı teşvik edecek bir “erken müdahale getirisi”ni hesaplamaya yönelik bir başlangıç noktası sağlıyor” diye konuşuyor.
Fit for Work araştırması, ayrıca kas-iskelet sistemi hastalığı olup da çalışabilen kişilerin, gerek sağlık açısından gerek sosyal, psikolojik ve ekonomik açıdan faydalar elde edebileceğini de gösterdi. EULAR-PARE¨’nin Eski Başkan Yardımcısı Maarten de Wit’e göre, “İş yerinde destek gören KİSH’li çalışanlar, daha verimli çalışıyor ve işletmeler için bir yatırım getirisi teşkil ediyor. Ayrıca çalışmak ve yuva kurmak insanların değerlilik algısını artırıyor ve dolayısıyla onları daha mutlu ve daha verimli hale getirerek hayata daha bağlı bireylere dönüştürüyor.“
Stesli ve yoğun tempoda doğru beslenmenin yolları
14 October 2009 Yazan admin
Kategori Solunum Sağlığı
Sıradan günlerinizden farklı seyreden özel günleriniz için farklı beslenme yöntemlerini denemelisiniz. İş yemeği, seyahat, tatiller, geç saatlere kadar süren toplantılar, stresli görüşmeler gibi günümüz insanını hızlı ve fazla yemek temposuna sokan beslenme şekli çağın sorunu fazla kiloların da habercisi. Bu duruma düşmemek için şu yöntemleri hayata geçirmeye dikkat etmelisiniz. Dengeyi kurun: Bazen hata yapabilirsiniz ama bu tüm diyet disiplininizi bozmasın, kaldığınız yerden devam edin. Çok yenen bir iş yemeğinin ardından akşam da fazla yemeyin, dengeyi kurun.
Mönüde mutlaka hafif seçenekler vardır, yeter ki seçmesini bilin ve doğru seçim yapmak isteyin.
Detoks mucizesi
14 October 2009 Yazan admin
Kategori Solunum Sağlığı, Vücudumuz
Detoks vücudu toksinlerden arındırmaktır. Bu sayede vücut hücre, doku ve organlara bakım onarım yapmaya ve kendini yenilemeye başlar. Detoks bir hastalık tedavisi değildir. Ancak vücuttaki gereksiz atıklar temizlendiğinde genel bir iyileşme hali yaşanır. Amaç hastalanma oluşmadan kişiyi daha sağlıklı noktalara taşıyabilmektir.
PEKİ BİZ VÜCUDUMUZA TOKSİNLERİ NERELERDEN ALIRIZ?
Suçlu maalesef modern-teknolojik-rahat şehir yaşamıdır.
1- HAVA
Dışarı çıkarsınız soluduğunuz hava kirlidir, egzosa boğulmuştur. Ve dahası tüm dünyada oksijen oranı azalmıştır.
Detoks en çok beslenme ile birlikte konuşulur. Halbuki yiyeceklerden önceki en önemli 3 gıdamız IŞIK (Güneş) – HAVA (oksijen, nefes) ve SU’dur. Biliyorsunuz güneş olmayan ülkelerde depresyon ve intihar oranı daha yüksektir. Havasız (nefessiz) sadece birkaç dakika yaşayabiliriz.
2- SU
Vücudumuzun %75’i de sudur. Bu oranı da bu seviyede tutmamız gerekir. Genelde su yerine maalesef çay, kahve, asitli içecekler tüketiyoruz ve vücudumuz dehidre oluyor. Atılması gerekenler atılamıyor, içimizde kuruyor, kalıyor, yapışıyor. Aynen uzun süre yıkanmayan sudan geçirilmeyen tabaklarda katılaşan yemek kalıntıları gibi.
3- YİYECEKLER
Günümüzde maalesef antibiyotikli ve hormonlu yemeye alıştık. Bu gereksiz büyüme hormonlarından dolayı artık kızlar 10 yaşında adet görmeye başladılar. Erkek çocukların göğüsleri de çıkmaya başladı. Geçenlerde gelen bir e-mail’de abartılmış bir reklam örneğinde bir kadın bebek yerine kocaman bir adam doğuruyordu hormonlu yemekten! Ne yersek O’yuz. Tadı tuzu olmayan ama rahat elde ettiğimiz yiyecekler bizi de aynı ruh ve beden haline taşıyor. Fiziksel olarak konforlu ancak içsel olarak tatsız tuzsuz…

